31 Mayıs 2014 Cumartesi

Çanakkale Savaşı sırasında, Osmanlı askerlerinin yazdığı "Allah Bizimledir" tabelası..


__._,_.___

KAMPANYA : CARETTA CARETTA'LAR TEHLİKEDE #freekaraot




FETHİYE SAHİLLERİNDE YUVALAMA ALANLARI YOK OLUYOR!
Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Fethiye’de yat çekek ve imal yeri, nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) yuvalama alanı olan Karaot sahiline taşınacak. Bu bir doğa katliamdır.
Fethiye ve civarı, hassas ve nadir doğal değerleri nedeniyle 1988 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. Ancak, bugüne kadar yapılan uygulamalardan, kentsel gelişme plan kararlarında koruma önceliklerinin göz ardı edildiği, özellikle körfez ve kıyılarına getirilen rant amaçlı kullanımların kıyı ekosistemini olumsuz etkilediği, tür ve habitat kayıplarına neden olduğu açıktır. Bugüne kadar Fethiye Körfezi ve kıyıları için herhangi bir yönetim planı hazırlanmamıştır. Aksine, Çevre Düzeni Revizyon Planlarında, hassas türleri ve yaşam alanlarını yok edecek plan kararları onaylanmaktadır.
Bu duruma son örnek, Fethiye’nin Karagözler mevkiinde faaliyet gösteren yat çekek yerinin, görüntü ve deniz kirliliği yarattığı gerekçesiyle, Yanıklar Köyü Karaot sahiline taşınması için gerekli tüm izinlerin verilmiş olmasıdır.
İlgili tesisin yapılacağı Karaot ve devamındaki 8,3 km’lik sahil, Akdeniz havzası içinde 5 türle temsil edilen nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarından koruma altındaki Caretta caretta(EN) türünün önemli yuvalama alanlarından biridir. Aynı alanda bulunanyaklaşık 10 ha’lık sulak alan,  nesli tehlike altındaki kuş türleri için üreme, beslenme ve barınma alanıdır.
Bu karşın, çevre düzeni revizyon planında Karaot sahili, akıl almaz bir şekilde Kaplumbağa Yuvalama Alanı dışında bırakılmış; sulak alan, hassas zon ve doğal sit olmasına rağmen bu sahile 204.000 m² kara, deniz ve kıyı alanı kullanacak yat çekek ve imal yeri için izin verilmiştir. BU BİR DOĞA KATLİAMIDIR.
Araştırmalar, nesli tehlike altındaki Caretta caretta populasyonlarının, büyük oranda azaldığını göstermektedir. Fethiye sahilinde 1993 yılından bu yana yapılan deniz kaplumbağaları araştırma ve izleme çalışmaları, yuva sayısında çok ciddi düşüş olduğunu göstermektedir (1993 yılında 118 olan yuva sayısı, 2012 yılında 89’a düşmüştür).
Deniz kaplumbağalarının neslinin devamı, öncelikle üremek için kullandıkları kumsalların, korunabilmesine bağlıdır.
Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle, nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına ilişkin özel bir çaba sarf etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde Türkiye, Anayasanın antlaşmalarla ilgili 90. maddesi uyarınca kanuna aykırı uygulama yapmış olacaktır.
Bizler, ekolojik ilişkilerin ve ekosistemlerin sınırlarının herhangi bir kurum ve kuruluş eliyle çizilen projelerle belirlenemeyeceğini, doğal sistemlerin doğal sınırları olduğunu biliyor ve bu sınırlara saygı gösterilmesini bekliyoruz. Bu doğal sınırların salt kamu yararı gerekçesiyle ve rant amacıyla göz ardı edilmesine ve değiştirilmesine karşı olduğumuzu  bildiriyoruz.
Bütün bu saydığımız nedenlerle, Yat çekek ve imal yerinin Fethiye Sahiline, Kaplumbağa üreme alanlarına yapılmasını istemiyoruz.

KARAOT DAYANIŞMASI
http://karaotdayanismasi.org
https://www.facebook.com/KaraotDayanisma
https://www.twitter.com/KaraotDayanisma

TERK EDİLMEK HER CANLIYA AYNI ACIYI VERİR.......






Aldanma Cahilin Kuru Lâfına - AŞIK VEYSEL

    

Aldanma Cahilin Kuru Lâfına

     Aldanma cahilin kuru lâfina
     Kültürsüz insanin külü yalandır
     Hükmetse dünyanın her tarafına
     Arzusu hedefi yolu yalandır

     Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
     Gül dikende biter diken gül olmaz
     Dız dız eden her sineğin bal'olmaz
     Peteksiz arının balı yalandır

     insan bir deryadır ilim de mahir
     ilimsiz insanın söhreti zahir
     Cahilden iyilik beklenmez âhir
     işleği ameli hâli yalandır

     Cahil okur amma âlim olamaz
     Kâmilik ilmini herkes bilemez
     Veysel bu sözlerin halka yaramaz
     Sonra sana derler deli, yal

Aşık Veysel

88 Yıllık Dev Gazete Arşivi /// ÖZEL BÜRO GRUBU


Bu dev arşiv sayesinde geçmişe tanıklık edebileceksiniz. Bu bulunmaz arşivi kesinlikle yanınızda bulundurmalısınız...


1919 yılından 2007 yılına kadar karma gazetelerden derlenmiş harika bir arşiv.

Özellikle günümüz gençlerinin elinde bulunması gereken, Cumhuriyet tarihinin ilk zamanlarındaki olaylarına tanıklık edebileceği bir arşivdir.

Dosya uzantısı pdf olup açmak için Adobe Reader vs programlardan faydalanmanız gerekmektedir.



LİNK : http://turbobit.net/6rxxq3g0rhc9.html

ACI GERÇEK - EINSTEIN'IN KORKTUĞU ŞEY BAŞIMIZA GELDİ Mİ DERSİNİZ?




"Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek. Dünyada aptal bir nesil ortaya çıkacak."

Albert Einstein

ARKADAŞLIK BUDUR !!!

GÜZEL FİKİR !!! TIĞ İŞİ ÖRGÜ MODELİ




LÜTFEN SİRKLERE GİTMELEYELİM !!!




SON YILLARDA HAYVANLARA EZİYET VE İŞKENCE GİDEREK ARTTI



ÇEVRENİZDE HAYVANLARA ŞİDDET UYGULAYAN/LAR GÖRÜRSENİZ LÜTFEN HAYTAP’A BİLDİRİNİZ !!


HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU (HAYTAP) WEB SİTESİ

http://www.haytap.org

ADRES : Boyalıköşk Sok. No: 52 Arnavutköy Beşiktaş

bilgi@haytap.org
T: 0 212 358 00 71
F: 0 212 358 00 71
[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category kampanyalar]
[tags HAYVAN, EZİYET, İŞKENCE]

Güzel bir Atatürk hikayesi /// Atatürk'ün İslam Dinine Hizmetleri


MODA’nın denize açılan sokaklarından birindeki küçücük eve girerken Türkiye Cumhuriyeti’nin “özel” tarihinin bura da saklandığına hala inanamıyordum…

Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı sırasındaki tabancası, Fikriye’nin intihar ederken kullandığı tabanca (inanılmaz küçüklükte bir tabanca bu, üzerine adının baş harfi işlenmiş), ölürken üzerinde bulunan beyaz geceliği, elinden hiç düşürmediği Nutuk ve sayfaları arasında Fikriye’nin verdiği solmuş bir gül, ilkokuldaki Kuran – ı Kerim’inin kılıfı, Salih Bozok’un intihar ettiği tabanca, ölüm raporu, Etnoğrafya Müzesi’ne geçici olarak defni hakkında tutanak, TBMM’nin taktığı nişan, günlüğü, telgrafları, kendi el yazısıyla nutku, ipek nar çiçeği rengindeki röbdeşanbırı, iki çift çorabı, devamlı içtiği bir kutu sigarası, pantolonunun kemeri, fotoğraflarından aşina olduğumuz o ünlü deri yeleği, dört madalyası, binlerce fotoğraf ve Atatürk devriyle ilgili sayısız ve eşsiz yerli yabancı gazeteler…

Ser verip, sır vermeyen bir ev bu, ev sahibi de öyle. Ortalıkta Atatürk’e dair bir ize falan da rastlamıyorsunuz. Arka-lara doğru gittikçe birkaç fotoğraf o kadar. Sordukça bir şeyler muhafazalarından çıkıyor.

Eriş Ülger bir mimar. Uzun yıllar üst düzey bürokratlık yapmış, Almanya’da, İsviçre’de çalışmış. İki kızı var.

“Ben bir Atatürk arşivcisi olmayı değil fikir sahibi olmayı hedefledim. Bilgisiz fikir olmaz. Atatürk’le ilgili doğru bilgileri bulmaya çalıştım. Bu anlamda Atatürk yaşarken Avrupalı’nın ona nasıl baktığını da çok merak ettim. Avrupa’daki arşivleri araştırmaya başladığımda Avrupalıların onu 1916′da keşfettiğini anladım. Bir siyasi olarak değil, Jean Jacques Rousseau, Robespierre gibi bir düşü-nür olduğunu, bizim 1997′de göremediğimizi yani ümmeti ulus haline getireceğini görmüşlerdi” diyor Ülger.

Atatürk üzerine yedi kitap yazmış. Mütevazı bir bütçeyle 1953′den bu yana, bazen taksitlerle bir araya getirmiş bunları. Çok özel eşyaların bir kısmını Salih Bozok’un oğlu Cemil Bey, bir kısmını da Sabiha Gökçer hediye etmiş. Orijinal fotoğrafları Selahattin Giz’den ve Atatürk’ün askeri fotoğrafçısı Nedim Tengizman’dan almış. Ölüm ve defin tutanağını ise Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke’nin eşi vermiş. Bu teslimlerin neredeyse tümü noter huzurunda gerçekleştirilmiş.

Eriş Ülger şimdiye değin ortaya hiç çıkarmadığı bu hazineyi sergilerken biraz mahçup sanki: “Bunlara sahip olmak değil, fikrine sahip olmak önemli benim için. Ayrıca bunların yerinin evim ve elim değil halkın rahatlıkla ulaşabileceği bir yer olduğunu düşünüyorum.”

Mustafa Kemal’in tüm kararlarını yalnız aldığına ve hiçbir zaman yardımcısının olmadığına dikkat çeken Ülger, onun çok yalnız bir adam olduğuna inanıyor. Kadınlarla ilişkisi-nin ve çapkınlığının ise abartıldığını savunuyor.

Ülger’in araştırmaları sonucu vardığı sonuç, Atatürk’le Latife Hanım’ın hiçbir zaman bir ruh ve fikir birliği içinde olmadıkları, Ata’nın ruh ve fikir birliğini Fikriye Hanım’la yaşadığı.
“Latife Hanım, Ata’nın çamaşırını bile yıkamamıştır.

İçki içmesine mani olmaya çalışmıştır, bazen tercümanlığını yapmış, protokolde yerini almıştır. Ama asla Mustafa Kemal’e nüfuz edememiştir, aralarında hep ciddi bir mesafe olmuştur.

Latife Hanım huysuz bir kadındı. Mutfağa inip ahçıbaşıyla zeytinyağını fazla koydu diye bile kavga edermiş. O ve Fikriye kıyaslanamaz. Fikriye, Mustafa Kemal’in fikir dostu olmuştur, çamaşırlarını da yıkamıştır, onu koru-maya da çalışmıştır. Atatürk’ün de onu sevdiğini ve koru-maya çalıştığını 1921′de Rafet Paşa’ya çektiği bir telgraf-tan rahatlıkla anlıyoruz.

Bu telgrafta `Yunanlılar yaklaşıyor. Fikriye Hanım’ı, Ruşen ve Salih beylerin hanımlarını alıp Kayseri’ye doğru yola çıkın. Bu yolculukta Fikriye’yi altı asker korusun’ deniyor.

Atatürk nutuklarından ve kahramanlık türkülerinden hiç hoşlanmayan Ülger, “Türkiye boyutlarını tespit edeceği bir kararı vermek zorunda. Niçin yaptı, neden yaptı, nasıl yap-tı. Bu iş söylevlerle, heykellerle olmaz” diyor.

Eriş Ülger, Atatürk’le ilgili birçok tüyo verdi, ben de size onunla ilgili bir tüyo vereyim: 10 Kasım 1953′de Atatürk Anıtkabir’e taşınırken gençliğe hitabını okuyan çocukmuş.

Bir anısı

Atatürk’le ilgili o kadar az şey biliniyor ki, bir tane özel anısını merak ediyorum: “Yıl 1932. Çankaya. Atatürk’ün sofrası. Ruşen Eşref, Salih Bey, Falih Rıfkı Atay, Recep Zühtü ve birkaç bilim adamı. Gecenin ilerlemiş saatlerinde Mustafa Kemal döner ve Salih Bozok’a sorar:

- Yarın günlerden ne?
- Cuma efendim.
- Peki Hacı Bayram Camii’nde cuma vaazını kim verecek?
- Bilmiyorum efendim.
- Çocuk, git yarın vaaz verecek hocayı al gel.
Bu gece soframıza misafir olsun. Mevsim kıştır.

Salih Bey kısa bir zaman sonra hoca efendiyle Çankaya’nın kapısından girer ve Paşa’nın “bilim sofrasına” misafir olur.

Paşa kendisine portakal suyu ikram eder ve sohbet eder. Bir ara sorar:

- Hoca efendi yarın cuma hutbesi vereceksiniz, halka ne anlatacaksınız?
- Günahtan sevaptan bahsedeceğim.
- Başka ne anlatacaksınız?
- Allahtan, peygamberden bahsedeceğim.
- Güzel, daha ne anlatacaksınız?
- Cennetten cehennemden bahsedeceğim.

Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:

- Hoca efendi, binlerce şehidin kanıyla sulanan bu topraklar üzerinde hürriyet ve bağımsızlığımıza hangi imkansızlıklar içinde kavuştuğumuzu, devrimleri, okkanın gidip kilonun, arşının gidip metrenin geldiğini, zeki ve çalışkan Türk ulusumuza siz anlatmayacaksınız da kim anlatacak?

Hoca efendi mahçuptur. Paşa, Salih ve Ruşen Bey’e döner.

- `Hoca efendi bu gece bizim misafirimiz olsun. Kendisini devrimlerimiz hakkında irşad edin. Yarın Hacı Bayram Camii’nde devrimlerimiz hakkında hutbe verecek’ der.

Hoca efendiye bir de yeni kıyafet dikilir.”

O cuma devrimler konusunda Ankaralıları aydınlatan hoca efendinin o günkü fotoğrafı da bugün Eriş Ülger’in arşivinde yerini almış, Ülger, İslam dinine en büyük hizmeti Atatürk’ün verdiğine inanıyor ve “600 sene padişahın, 300 senede halifenin kulu olan toplum, Allah’ın kulu yapılıyor. Bundan daha büyük hizmet olur mu?” diyor.

Işığı bol olsun !

28 Mayıs 2014 Çarşamba

DIY - TIĞ İŞİ ŞAL YAPIMI






SAĞLIK DOSYASI : BEYİN DETOKS OLUR MU?

Şehir ve iş hayatının karmaşasından uzaklaşma zamanı gelip de günün sonunda evimize döndüğümüzde, hem fiziksel hem de beyin yorgunluğundan yakınırız, dinlenmek isteriz. Fiziksel yorgunluğumuz genelde uzanınca çabuk geçer. Peki ya beyin yorgunluğu? İşte Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ beyin yorgunluğundan kurtulmak için altın tavsiyelerde bulunuyor...

Öncelikle zeka ile beyin arasında nasıl bir ilişki olduğunu anlatır mısınız?

Karşılaştığımız sorunları çözmek için üretilen ihtimalleri akıl belirler. Bu ihtimallerin içinden çözüm en doğru olanı bulup uygulamayı zeka belirler. Zeka genetik mirastır, akıl ise zaman içinde kazanılan eğitim ve tecrübe ile gelişir. Genetik yapının da kontrolünde olan zeka, çevresel etmenler ve iyi bir öğrenim hayatı ile maksimum seviyeye çıkar. Bir olay karşısında ihtimal üretme aklı gösterir. Kişi ne kadar ihtimal üretiyor ise o kadar akıllı demektir. Zeka ise o ihtimaller arasından en can alıcıyı alıp uygulamaktır. İş hayatında başarılı olmak için akıllı ve zeki insanların bir araya gelmesi gerekir. Yani beyni etkin kullanmak ve başarılı olmak için yalnız akıl yetmez, akıl ve zeka beraber olmalıdır.Beynimizin gerçekten tamamını kullanıyor muyuz?

Maalesef henüz beyinimizin çok az bölümünü kullanmaktayız. Belki de beynin hepsini kullanabilsek çok farklı bir dünya yaratabilir ve farklı boyutları görüp algılayabilirdik. Fakat bugünkü dünya koşullarında normal zeka düzeyine sahip insanlar, beyinlerini ancak % 3 – 10′u arasında kullanabilmektedirler.
Beynin kullanılma kapasitesini ve hafızayı arttırmak için neler yapılmalı?

1) Beslenmeye dikkat edilmeli. Özellikle sabahları iyi bir kahvaltı ile güne başlanıp, gün içinde öğün atlamak ve hazır gıdalardan uzak durup doğal beslenmek gerekir.
2) Zaman buldukça bol bol spor yapmak gerekir.
3) Eğitim hayatına önem verip, özellikle okumayı ihmal etmemek gerekir.
4) Beynimizi yoran stresli ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, zaman zaman tatile çıkmak, stresli ortamdan zarar görmüşsek psikolojik destek almak gerekir.
5) Sanatla olabildiğince fazla ilgilenmek, ilgi duyulan müzik, resim, el sanatı vb. hobilerle ilgilenmek gerekir.İnsanların bir kısmı beyinlerinin sol, bir kısmı sağ tarafını mı kullanıyor. Bu neyi sağlıyor?İnsanların birçoğu beyninin sol tarafını kullanır. Beynin sağ tarafı ritm, hayal kurma, renkler, boyut, hacim, müzik gibi fonksiyonları yapar. Sol tarafı ise; konuşma, matematiksel işlemler, diziler, sayılar ve analiz gibi konularda üstündür.
Okuldaki eğitim düzeni, beyinin sadece sol tarafını geliştiren matematik, fen bilgisi, Türkçe gibi derslere önem verirken; beyinin sağ tarafını geliştiren resim, müzik, el sanatı gibi derslere pek fazla önem vermez. Bunun için sol beyin daha fazla kullanılır. Halbuki; tarihte başarılı olan insanlara baktığımız zaman bu kişilerin bilerek veya bilmeyerek sağ ve sol beyinlerini geliştiren insanlar olduğunu görürüz. Sağ beynin; duyguların ve hayallerin etkisinde olduğu ve bütünsel öğrendiği, bu yüzden bilgileri sırayla işleyen sol lobun aksine daha hızlı ve etkili öğrendiği anlaşılmıştır.

Kadın ve erkek beyni farklı şekilde mi dinlenir?

Kadın ve erkek beyninin dinlenmesi tabiî ki farklı değildir. İnsanı dinlendiren iyi bir tatil, spor, hobiler vb. etkinlikler iki cins içinde geçerlidir.
Beyni dinlendirmek için detoks öneriyor musunuz?

1) Gıda detoksu: Özellikle belli zamanlarda fast –food gibi hazır gıdalardan, hayvansal kökenli hazır gıdalardan, kızartmalardan ve aşırı içkiden uzak durmak gerekir. Hatta protein ihtiyacını baklagillerden almak, eti olabildiğince kesmek gerekir. Günümüzde doğal gıdaların azlığı maalesef birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bunun için yılın belli dönemlerinde gıda detoksu yapmak gerekir.
2) Zihinsel detoks: Beynimizi işgal eden ve enerjimizi olumsuz etkileyen kişileri ve mekanları hayatımızdan olabildiğince çıkarmamız gerekir. Örneğin, huzursuzluk veren iş ortamı, mutsuz ilişkiler vb.
Uyku beyni dinlendirmek için en etkili yollardan biri mi? Hangi saatte uyumak daha yararlıdır?

Yeryüzünde uyumayan hiçbir canlı yoktur. Halkın uyumaz olarak bildiği akrep bile uyur. Uyku canlılar için fizyolojik ve şart olan bir davranıştır. Beyni dinlendir ve olumsuz düşüncelerden temizler. Vücut direncini artırır. Metabolizmayı düzenleyen hormonların salınımı gün ışığıyla ve karanlıkla değişir. İnsan vücüdu için faydalı olan gece uykusudur. Vücut metabolizması buna göre ayarlanmıştır. 6-10 saat arasındaki gece uykusu yeterlidir.
Modern yaşamın getirileri, pek çok bireyin geceleri kendilerine uyku için daha az zaman ayırmalarına neden olur. Bunun sonucu pek çok insan gündüz, özellikle dış uyaranlar azaldığı zaman uyuklarlar. Bu da iş verimini düşürür, konsantrasyonu azaltır, beynin daha çok yıpranmasına sebep olur. Uyku yetmezliği; gece uykusunu uyuyan ve dinlenmiş bireyler için normal değildir. Bunun için gece uykusunu önemsemeliyiz.
Şehir hayatının beynimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Günümüzün şehir hayatında beynimizi daha fazla kullanmaktayız. Büyük şirketlerde yoğun çalışmak, iş ile ilgili konularda zaman zaman eğitim almak tabiî ki beynin gelişmesini olumlu etkiler. Ayrıca şehir hayatındaki sosyal imkanları kullanmasını bilirsek, bu çok faydalı olur: Tiyatro, spor salonları, müzik kursları vb. beynin sağ tarafını geliştirir. Bunun yanında, şehir hayatının stresli yaşantısı, trafik, hava kirliliği, yoğun çalışma, vakitsizlik ve buna bağlı sosyal ilişkilerinin azlığı beyni yorar. Demek ki şehir hayatı beyni geliştirir ama aynı zamanda daha çok yorar.Fiziksel olarak çalışan biri ile bütün günü masa başında geçiren biri aynı oranda mı yorulur? Beynin çok çalışması bedeni gerçekten yorar mı?

Dengeli bir yaşam için beyin yorgunluğu ile beden yorgunluğunun eşit olması gerekir. Tüm günü haraketsiz masa başında geçiren kişinin beyni yorulur, fakat bedeni buna paralel olarak yorulmaz. Eğer bedeni spor yaparak yormazsak bir süre sonra beyin bedeni kendi kuralları ile yorar. Örneğin uykusuzluk başlar. Fizik gücü ile çalışanlarda oluşan yorgunluk iyi bir uyku ve dinlenme ile geçer. Fakat beyin yorgunluğunun geçmesi zaman alır.
 saglik.mahmure.com

Hayatınızı değiştirecek ve mutlaka okumanız gereken kitaplar


“Bir kitap okudum hayatım değişti...” Bu söz her okur için geçerli. Saygın araştırma şirketi SONAR okurlara “O kitap hangisi?” diye sordu. İşte anketten çıkan sonuçlar:
Bilgi, çağımızın en büyük hazinesi… En önemli bilgi kaynağı ise kitaplar… Kitap okumak dünyaya ve olaylara bakış açımızı değiştiriyor. 2011’deki genel seçimleri tam isabetle bilen saygın araştırma şirketi SONAR, bu kez seçmenin değil, okurların nabzını tuttu. Kitapların insanları nasıl etkilediğini sordu.


Araştırmanın merkezinde üç kitap vardı: Tolstoy’un unutulmaz eseri Anna Karenina, Dan Brown’ın ‘bestseller’ listesine giren kitabı Da Vinci Şifresi ve ünlü gazeteci Ertuğrul Akbay’ın üst üste rekorlar kıran kitabı Yaş 75 Yolun Yarısı…
Araştırmada, bu kitapları satın alan insanlarla yüz yüze görüşüldü. Kitapları okuyan toplam 524 kişiye, “Okuduklarınızdan etkilendiniz mi?” diye soruldu. İşte üç ayrı kitap ve okurların üzerinde bıraktıkları etkiler:
Anna Karenina
Ankete, Tolstoy’un ‘çağının en iyi kitabı’ olarak gösterilen eseri “Anna Karenina”yı okuyan 134 kişi katıldı. Okurlara, dürüst bir evliliğin mutluluğu ile yasak bir ilişkinin düş kırıklıklarının karşılaştırıldığı; sadakat, tutku, kıskançlık gibi konuların işlendiği kitapla ilgili sorular soruldu. İlk soru, “Kitabı okuduktan sonra aşk hakkındaki fikriniz değişti mi?” oldu. Ankete katılanların yüzde 4’ü bu soruya “Olumlu yönde değişti”, yüzde 17’si “Olumsuz yönde değişti” yanıtını verdi. Yüzde 68 ise etkilenmediğini söylerken, yüzde 11’i ise cevap vermedi.
Ankete katılanlara “Yasak aşkla ilgili fikriniz değişti mi?” diye de soruldu. Yüzde 26 “Artık yasak aşktan korkuyorum” derken, yüzde 56’sı fikrinin değişmediğini söyledi. Yüzde 12’si “Aşkın yasağı olmaz” derken, yüzde 6’sı soruyu cevapsız bıraktı.
Da Vinci Şifresi
Dan Brown’un sinemaya da uyarlanan “Da Vinci Şifresi” adlı kitabı, bir cinayetle başlıyor ve Hz. İsa ile ilgili çok tartışılıcak bir tez ortaya atıyor. Kitapta, Hz. İsa’nın evlenmiş olabileceği ve soyunun yürüdüğü savunuluyor. Tartışmalara neden olan bu kitabın etkileri de araştırmaya dahil edildi. Kitabı okuyan 175 kişiye, “Hz. İsa ile ilgili anlatılan öyküye inandınız mı?” diye soruldu. Ankete katılanların yüzde 78’i “Hayır inanmadım” yanıtını verdi. Yüzde 16, inandığını söyledi. Yüzde 6’lık kesim ise “Bilmiyorum” dedi. Kitabı okuyanlara “Tarihe olan ilginiz arttı mı?” sorusu da yöneltildi. Okurların yüzde 21’i, tarihe ilgilerinin arttığını söyledi. Yüzde 45, “Zaten ilgiliydim” dedi. Yüzde 29’luk bir kesim ise “Tarihe meraklı değilim” yanıtını verdi. Yüzde 5’i ise, soruyu cevaplamadı.

“Yaş 75 Yolun Yarısı” kitabını okuyanların yüzde 47’si alkol tüketimini, yüzde 35’i de sigarayı azalttığını söyledi. Okuyucuların yüzde 28’i de kitap sayesinde takıntılarından kurtulduğunu söyledi.
Yaş 75 Yolun Yarısı’nı okudum hayatım olumlu yönde değişti
SONAR’ın araştırmasına katılan 215 okuyucu, ünlü gazeteci Ertuğrul Akbay’ın “Yaş 75 Yolun Yarısı” kitabının yaşantılarını nasıl etkilediğini dile getirdi
ÜN­LÜ Ga­ze­te­ci Er­tuğ­rul Ak­ba­y’­ın, sağ­lık­lı ya­şa­mın sır­la­rı­nı açık­la­dı­ğı ki­ta­bı “Yaş 75 Yo­lun Ya­rı­sı­” üst üs­te sa­tış re­kor­la­rı kır­dı… Ki­tap, “Her yaş­ta ame­li­yat­sız, ilaç­sız na­sıl boy uzar?”, “Ta­kın­tı­lar­dan kur­tul­ma­nın ve mut­lu­lu­ğu bul­ma­nın yol­la­rı ne­ler­dir?”, “İ­laç­sız ve ame­li­yat­sız fı­tık ve me­nis­küs na­sıl te­da­vi edi­lir?” gi­bi so­ru­la­ra ya­nıt bu­lu­yor… “Yaş 75 Yo­lun Ya­rı­sı­” ese­ri­ni oku­yan 215 ki­şi­nin ya­şan­tı­sı­nı na­sıl et­ki­le­di­ği araş­tı­rıl­dı.
Tü­ke­tim azal­dı
Okur­la­ra, “Ak­ba­y’­ın ki­ta­bı­nı oku­duk­tan son­ra al­kol tü­ke­ti­mi­niz azal­dı mı?” di­ye so­rul­du. Yüz­de 47, “E­vet azal­dı­”, yüz­de 38 “Ha­yır azal­ma­dı­”, yüz­de 15 ise “Fark et­me­di­m” de­di.
Ki­ta­bı oku­yan­la­ra si­ga­ra tü­ke­ti­mi­ni azal­tıp azalt­ma­dı­ğı so­ru­su da yö­nel­til­di. Okur­la­rın yüz­de 35’i, “Ar­tık da­ha az si­ga­ra içi­yo­ru­m” ya­nı­tı­nı ver­di. Yüz­de 55 “De­ği­şik­lik ol­ma­dı­”, yüz­de 10 ise “Far­kın­da de­ği­li­m” de­di.
“Yaş 75 Yo­lun Ya­rı­sı­” ki­ta­bı­nı oku­yan­lar, “Ta­kın­tı­la­rı­nız­da azal­ma ol­du mu?” so­ru­su­nu da ce­vap­la­dı­lar. Oku­yan­la­rın yüz­de 44’ü “Her­han­gi bir ta­kın­tım yo­k” ya­nı­tı­nı ve­rir­ken, yüz­de 28’i ta­kın­tı­la­rın­da azal­ma ol­du­ğu­nu söy­le­di. Hiç­bir de­ği­şik­lik ya­şa­ma­dı­ğı­nı söy­le­yen­le­rin ora­nı yüz­de 13 iken, oku­yu­cu­la­rın yüz­de 15’i so­ru­ya ce­vap ver­me­di.
“Yaş 75 Yo­lun Ya­rı­sı­”nı oku­yan­la­rın bü­yük bir kıs­mı­nın spo­ra baş­la­dı­ğı ya da baş­la­ma­yı dü­şün­dü­ğü be­lir­len­di. Okur­la­rın yüz­de 21’i, “Ki­ta­bı oku­duk­tan son­ra spo­ra baş­la­dı­m”, yüz­de 17’si “Da­ha da faz­la sü­re spor yap­mak is­ti­yo­ru­m”, yüz­de 12’si ise “S­po­ra baş­la­mak is­ti­yo­ru­m” de­di. Yüz­de 31’i spor yap­mak is­te­di­ği­ni an­cak vak­ti bu­la­ma­dı­ğı­nı söy­le­di. Yüz­de 19’u da “Spo­rla ilgili fikrim değişmedi, vak­tim yok de­di.
Olum­lu ge­liş­me
Ak­ba­y’­ın çok sa­tan ki­ta­bı “Yaş 75 Yo­lun Ya­rı­sı­”nın in­san­la­rın ha­ya­ta ba­kış açı­sı­nı de­ğiş­tir­di­ği gö­rül­dü. An­ke­te ka­tı­lan­la­rın yüz­de 62’si “Ki­ta­bı oku­duk­tan son­ra ha­ya­ta ba­kış açım olum­lu yön­de de­ğiş­ti­” ifa­de­si­ni kul­lan­dı.


 www.bilginiz.biz

DIY - CAM ŞİŞELERDEN AĞAÇLAR





THANKS www.hometalk.com

YAŞINI UNUT VE HAYATINI YAŞA...YANİ BEN..:)

26 Mayıs 2014 Pazartesi

FENERBAHÇE' MİN ŞAMPİYONLUK ÖYKÜSÜ



Her Şey Bir İmza ile Başladı!

19- şampiyonluğunu ilan eden Fenerbahçe'nin şampiyonluk öyküsü...



Sezon başında teknik direktör Aykut Kocaman ile yollarını ayıran Fenerbahçe, uzun süre görüşmeler ve aramalar sonrası Ersun Yanal ile anlaşarak sezona başladı. Yanal, Kocaman'ın takımını bozmadı ve transferleri de eski hocanın listesine göre yaptırdı.















Sezon başında UEFA'dan gelen men haberiyle sarsılan sarı lacivertliler, hazırlıklarını Topuk Yaylası'nda yaptı. Burada Boluspor'u 4-0 mağlup etti. Bir diğer hazırlık maçı için Azerbaycan'a giden F.Bahçe, Hazar'ı 4-0 mağlup etti. Son hazırlık maçında PSV'ye 2-0 mağlup oldu.


CAS'tan gelen haberle Şampiyonlar Ligi elemelerine katılan Fenerbahçe, Salzburg'u eleyerek son eleme turuna kalmayı başardı. Salzburg maçından 5 gün sonra, uzun süre 10 kişi götürdükleri maçta Süper Kupa'yı G.Saray'a kaybetti.


Süper Kupa'nın ardından lige başlayan Fenerbahçe, Emre ve Yobo'nun golleriyle 2-0 öne geçtiği maçı, oldukça kötü bir son 30 dakikanın ardından Konyaspor'a 3-2 ile kaybetti. Üstelik bu maçta Mert Günok, son dakikalarda bir de penaltı kurtarmıştı.


Arsenal'i sahasında ağırlayan Fenerbahçe, 3-0 mağlup olarak üzüldü. Dönüşünde Eskişehirspor ile oldukça zorlu bir maça çıkan Fenerbahçe, ölüp ölüp dirildiği maçta Kuyt'ın golü ve Mert'in çıkardığı penaltıyla 3 puana uzandı.


Deplasmanda Arsenal'e iyi oynayan ancak 2-0 kaybeden Fenerbahçe, Kadıköy'de Sivasspor'u ağırladı. Sivasspor'u ilk yarıdaki üstün oyunla geçen sarı lacivertliler, devreyi 3-0 önde kapattı. İkinci yarıda da iyi oyununu sürdüren Fenerbahçe maçı 5-2 kazandı.


CAS'tan gelen 2 yıl men cezasını onama kararıyla sarsılan Fenerbahçe, bu moral bozukluğuyla Kasımpaşa maçına çıktı. Maç oldukça zorlu başladı. Kasımpaşa 2 kez öne geçti ama Webo'nun 90. dakikadaki golü F.Bahçe'yi hayata bağladı.


5- haftada rakip Elazığspor'du. Sow'un 18'e geri dönüşüyle patlaması bir oldu. Moussa Sow'un hat-trick yaptığı maçta, rahat oyun ve 4-0 gibi net bir skorla üç puana uzanan sarı lacivertliler oldu.


Sarı lacivertliler eylül ayının son maçı için Ankara'daydı. Gençlerbirliği'ne karşı çok zor bir 90 dakika oynandı. Geçen sezon şampiyonluğ 19 Mayıs'ın çimlerinde bırakan FenerbahçeKuyt'ın 60. dakikadaki golüyle 5 maçlık galibiyet serisi yakaladı.


7- haftada rakip Trabzonspor'du. 3 puandan daha fazla anlam ifade eden bu maç, oldukça gergin bir havada oynandı. Trabzonspor'un maç boyu iyi kapandığı mücadelede, sarı lacivertliler pozisyona dahi giremedi ve maç 0-0 bitti.


Fenerbahçe, milli aranın ardından 20 Ekim'de Kayseri'deydi. Sow'un 9. dakikadaki golüyle öne geçen sarı lacivertliler, 22'de Azofeifa'nın frikiğiyle sarsıldı. Ancak, şampiyonluğun meşalesiKuyt'ın ortasında Emenike'nin Fenerbahçe formasıyla attığı ilk golle birlikte yanmaya başladı.


Kadıköy'e dönen Fenerbahçe'nin rakibi bu kez Gaziantepspor'du. Kayseri'de perdeyi kapatan Emenike, bu kez Kadıköy'de perdeyi açan isim oldu. Sow devam etti, 75'te fark 1'e inse de Emenike 85'te tekrar sahneye çıkarak 3 puanı getirdi.


İlk haftadaki kazanın ardından 8 maçta 22 puan toplayan FenerbahçeBursa'ya, ligin en zor deplasmanlarından birine gitti. Ferhat Kiraz'ın golüyle geri düşen Fenerbahçe, Webo'nun 63'teki golüyle skoru eşitledi. 83'te Emenike ile öne geçti. Tam "3 puan bizim" derken, Batalla 90+1'de Volkan'ın büyük hatasıyla eşitliği sağladı. Son olarak sahneye çıkan eski Bursalı Egemen oldu!


Kadıköy'de rakip Galatasaray'dı. Tribünler hıncahınç doluydu. Maç beklenenin aksine oldukça sakin ve temkinli başladı. İlk hatayı yapan Chedjou oldu. Penaltı noktasına gelen Emre,Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirdi. G.Saray'ın etkili olamadığı maçta Webo, Baroni'ye "Al da at" dedi, fark 2 oldu. Son dakikalarda topun başına gelen Melo penaltıyı kaçırınca, dünya derbisinin galibi 2-0'la Fenerbahçe oldu. G.Saray ile puan farkı 9'a çıktı.


Derbi zaferinin ardından Antalya'ya giden Fenerbahçe, Webo ile henüz maçın başında öne geçti. Diarra, devre biterken maçı eşitledi. Sinir harbi şeklinde geçen ikinci yarının son anlarında Moussa Sow sahneye çıktı ve 90+2'de Fenerbahçe'ye 3 puanı getirdi.


Tekrar Kadıköy'e dönen Fenerbahçe'nin rakibi bu kez Beşiktaş'tı. F.Bahçe daha iyi oynayan tarafken, Olcay Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi. Santra yapılır yapılmaz Emenike skoru eşitledi. F.Bahçe tam "Bu maç benim" derken, Meireles'in kırmızı kartı geldi. Kırmızıdan dakikalar sonra Sow sahneye çıktı ve F.Bahçe'yi öne geçirdi.


Devre bitmek üzereyken Hugo Almeida'nın Kadıköy'ü şoka uğratan 2 golü geldi ve Beşiktaşsoyunma odasına 3-2 önde gitti. Penaltı itirazları, verilmeyen gol derken Necip 69'da kırmızı gördü. F.Bahçe 1 kişi eksik de olsa rakibini sürklase ettiği 45 dakikadan sadece 1 gol çıkarınca sahadan 3-3'lük beraberlikle ayrıldı.


Kupada Fethiye'ye elene Fenerbahçe bu kez ligin zorlu deplasmanlarından Rize'deydi. Kweuke'nin 11. dakikada gelen golü takımı sarstı. Fenerbahçe oyuna ortak olmakta zorlandığı devreyi Cristian'ın frikik golüyle eşit kapattı. Korakor geçen ikinci yarıda, sahneye Webo çıktı ve 83'te attığı golle Fenerbahçe'ye çok kritik 3 puanı getirdi. Bu golle en yakın rakibe atılan puan farkı 8 oldu.


Kadıköy'e dönen Fenerbahçe'nin karşısında, ligin 'sempatik' takımı Akhisar vardı. Konuk ekip 24'te 10 kişi kalınca Fenerbahçe rahatladı. Rahat geçen 65 dakikanın ardından skorbordda 4-0'lık Fenerbahçe üstünlüğü görünüyordu.


Karlı havada ligin zor deplasmanlarından birine çıkan Fenerbahçe, oyun olarak bir türlü istediğini sahaya yansıtamadı. Karabükspor, Tolunay Kafkas ile daha diri, daha güçlü bir takım haline gelmişti. Fenerbahçe sahadan 2-1 mağlup ayrıldı, ancak buna yol kazası olarak bakıldı.


Fenerbahçe, ilk devrenin son haftasında Kayserispor'u ağırlıyordu. İlk yarı 0-0 bitti. Ancak, ikinci yarı tam bir şov vardı. Cristian'ın penaltısından saniyeler sonra Bobo skoru eşitledi. Son yarım saate girilirken Sow perdeyi açtı, Mehmet Topal, Emenike derken Caner'in müthiş golüyle perde kapandı, 5-1!


Devreye gidilirken Fenerbahçe 41 puanla lider, Galatasaray 33 puanla ikinci, Beşiktaş ise 29 puanla üçüncü sıradaydı. Sarı lacivertlilerin rakipleri, puan farkının ineceğini düşünüyor, kendi maçlarını da hesaba katarak puan farkını 3 eksik sayıyordu.


İkinci devre Konyaspor maçıyla açıldı. F.Bahçe, maça kötü başladı, Djalma'nın 22'de gelen golü bu duruma tuz biber ekti. Bruno Alves'in devre sonunda gelen kafası eşitledi, Egemen 80'de galibiyet golünü attı ama 2 zorlu deplasman öncesi Fenerbahçe'nin oyunu kafalarda soru işaretleri bıraktı.


Fenerbahçe, 2 zorlu virajtan ilki için Eskişehir'deydi. Eski dost Bienvenü 28'de harika bir aşırtmayla yeni takımını 1-0 öne geçirdi. Kuyt 41'de eşitliği getirdi ancak sarı lacivertliler kötü oynuyordu. Bu oyunun cezası, 82'de Erkan Zengin'in plasesiyle geldi. Puan farkı şubat ayının ilk günü 7'ye düştü.


Fenerbahçe bu kez Sivasspor'un konuğuydu. Sarı lacivertliler, iyi başladı, pozisyonlar kaçırdı, her şey iyi giderken, net penaltı verilmedi. O pozisyonun dönüşünde hakem Yunus Yıldırım Egemen'in müdahalesine faul dedi, sarı kart çıkardı, Egemen adeta çıldırdı. Hakem kırmızı kartı verdi. Aslında maç 21. dakikada Fenerbahçe için bitti. Skoru 58 ve 81'de ev sahibinin golleri belirledi. Fark 9 Şubat'ta 4 puana düştü, ancak Galatasaray farkın 1 olduğunu söylüyordu.


Puan farkının 4'e düşmesiyle gerginleşen Fenerbahçeİstanbul'un güçlü semt takımı Kasımpaşa'yı ağırladı. İlk yarı tempolu, istekli ancak yetersiz bir oyunun ardından 0-0 bitti. Emre 64'te güzel bir golle F.Bahçe'yi öne geçirdi ancak 79'da Malki eşitliği sağladı. Kabus başlamadan, henüz 81'de Bekir golü attı ve F.Bahçe'yi rahatlattı. Puan farkı Beşiktaş ile 5, Galatasaray ile 6 oldu.


Fenerbahçe bu kez Elazığspor'un konuğuydu. Denk ve agresif geçen ilk yarının son dakikalarında Elazığspor, tartışmalı bir pozisyonun ardından 1-0 öne geçti. F.Bahçe gol ararken, 58'de bir tartışmalı pozisyonun daha ardından Cristian atıldı. 82'de Mehmet Topal skoru eşitledi ancak sarı lacivertliler son saniyede bu kez de penaltı itirazları sonucu değiştirmedi. Puan farkı 4'e indi.


Puan farkının azalmasıyla gerginleşen FenerbahçeGençlerbirliği'ni konuk etti. İlk yarısı 0-0 biten maçta, Fenerbahçe ikinci yarıya tempolu, agresif ve istekli başladı. Maçın hakemi Cüneyt Çakır 2 kere penaltı noktasını gösterdi, Emre skoru belirledi. G.Saray deplasmanda puan kaybedince puan farkı 6 oldu.


10 Mart'ta Fenerbahçe, Trabzon deplasmanındaydı. Gerginlik maçın ilk düdüğünden önce başladı, sahaya sürekli yabancı madde yağdı. Emenike'nin 23'te gelen golünden sonra olaylar iyice patlak verdi. Kale arkasındaki fileler indirildi, Volkan'ın ayağının dibine bir duran top esnasında 45+10. dakikada yanıcı maddeler yağınca hakem Bülent Yıldırım maçı tatil etti. TFFmaçı daha sonra 3-0 tescil etti.


Trabzon'dan 45 dakikada 3 puan çıkaran FenerbahçeKayseri Erciyesspor'u ağırlıyordu. Kuyt'ın ilk yarıda gelen golü takımı rahatlattı. Oyunu rölantiye alan Fenerbahçe, 56'ta Edinho'nun penaltı golüyle irkildi. Caner Erkin maçın krize girmesine mani oldu ve soldan harika getirdiği topla Emenike'ye golü attırdı. F.Bahçe puan farkını 8'e çıkardı.


Fenerbahçe, bu kez zorlu geçmesi beklenen Gaziantep deplasmanındaydı. Ancak Emenike bu maçı tek başına almaya kararlıydı. Emenike, kişisel becerisi ve gücüyle 10 ve 34'te skoru 2-0 yaptı. Gol için çok savaşan Sow, 76'da skoru belirledi. 24 Mart akşamı G.Saray ile puan farkı 11,Beşiktaş ile 10'du.


Fenerbahçe, yine zorlu geçmesi beklenen maçta Bursaspor'u ağırladı. Bursaspor direnç gösteremeden 17'de Fenerbahçe Kuyt ile 1-0 öne geçti. Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle ancak tedirgin bir havayla devam eden maç Sow'un 75, Webo'nun 86'daki golleriyle rahatladı. 3-0 kazanan Fenerbahçe, puan farkını 13'e çıkardı. Şampiyonluk gelmek üzereydi...


Fenerbahçe, büyük derbi için Arena'daydı. Dirsekler, tekmeler, ardı arkası kesilmeyen kartlar derken kaptan Emre 40'da kırmızı gördü. 10 kişi kalan Fenerbahçe, sürekli düdükle duran maçtaSneijder'in 9. dakikadaki golüne cevap veremedi. Maçın en çok konuşulan ismi hakem Bülent Yıldırım oldu. Puan farkı 10'a indi.


FenerbahçeAntalyaspor ile Kadıköy'de şampiyonluk yolundaki en önemli maçlarından birine çıktı. Caner 21'de frikikle takımı öne geçirdi, Isaac 27'de skoru eşitledi. Puan farkı takımın rahat oynamasını sağlıyordu ama maç da sıkıntıdaydı.


68 ve 89'da Kadlec, 90'da Sow sahneye çıktı, Fenerbahçe 4-1 kazandı. G.Saray'ın Sivas'a yenilmesi, Beşiktaş'ın Konya ile berabere kalması sonrası fark en yakın takipçi Beşiktaş ile 12'ye çıktı. 13 puan geride kalan G.Saray hedefini 2'incilik olarak belirledi.


FenerbahçeBeşiktaş derbisine oldukça sakin başladı. Kuyt'ın pası Sow'un golüyle 1-0 öne geçildi ama takım bu sezon çokça olduğu gibi tedbirli oynak ile kontak kapatmak arasında ayrım yapamayınca Beşiktaş beraberliği buldu. Ancak, derbi 1-1 bitince, Rizespor maçına 1 puan yetecek halde Kadıköy'e gidildi.



TEŞEKKÜRLER onedio.com

Popüler Yayınlar