NaLaN'ın Dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NaLaN'ın Dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2018 Perşembe

İki dakikada karbon ayakizinizi ölçün, iklim değişikliğine etkinizi görün



REC Türkiye Bölgesel Çevre Merkezi’nin hazırladığı Karbon Ayakizi Hesaplama Aracı ile siz de birkaç basit soruyu yanıtlayarak karbon ayakizinizi ölçebilir, iklim değişikliğine ne kadar etki ettiğinizi görebilirsiniz.
İnternet sitesinde yer alan forma evinizde yaşayan kişi sayısı, ulaşım ve beslenme tercihleriniz ve ödediğiniz fatura tutarları gibi bilgileri girerek siz de karbon ayakizinizi hesaplayabilir ve bu sayıyı Türkiye ortalaması ile karşılaştırabilirsiniz.
Karbon ayakizinizi hesaplamak için buraya tıklayabilirsiniz. 
Hazırlanan formda aynı zamanda ayakizinizi düşürmek için yapabilecekleriniz de bulunuyor. REC Türkiye’nin verdiği karbon ayakizi küçültme önerileri şöyle:
Şehir içi ulaşımda bireysel araç kullanımı yerine bisiklet gibi daha temiz ulaşım yöntemlerini ya da toplu taşıma kullanmayı tercih edebilir, yerel yönetimlerinizden uygun alt yapıyı sağlamasını talep edebilirsiniz.
KAYNAK: www.yesilist.com


Bu da benim karbon ayakizi ölçüm sonuçlarım
Toplam karbon ayakiziniz bu yıl2.50 ton karbondioksit eşdeğeridir (ton CO2e/yıl)
Türkiye'nin enerji, endüstri, tarım ve atık sektörlerinin  tüm sera gazı salımları kişi başı 6.26 ton CO2e/yıl'dır.
Salımlarınız ve yüzdesel dağılımı aşağıdaki gibidir*:
 Salım Miktarı (tCO2e)Yüzdesi
Evsel0.80% 32
Ulaşım
Beslenme1.70% 68
*Yuvarlamadan dolayı toplamı tam %100'ü sağlamayabilir.

12 Eylül 2018 Çarşamba

Haydi Yapalım! 15 Eylül Dünya Temizlik Günü’nde mis gibi Türkiye




15 Eylül Cumartesi günü dünyanın en büyük sivil hareketlerinden biri gerçekleşecek. Bu yıl 10. yılını kutlayacak “Let’s Do It – Haydi Yapalım” hareketi 15 Eylül’de herkesi çevremizi daha yaşanabilir hale getirmeye çağırıyor.
Dünya Temizlik Günü olarak ilan edilen 15 Eylül Cumartesi günü için, hem bağımsız gruplar şeklinde hem de dünyanın ve Türkiye’nin belirli noktalarında düzenlenecek etkinlikler ile katılımcılar ellerine eldivenleri geçirip, sokaktaki ve doğadaki çöpleri toplayacak.
Etkinliklerin asıl amacı “çöp körlüğü” yaşayan insanlara devasa bir harekete geçme projesi ile farkındalık kazandırmak.

Dünyada yaklaşık 100 milyon ton katı atık olduğu düşünülüyor. Dünya Bankası’nın hazırladığı 2012 atık raporuna göre Türkiye günde 86 bin 301 ton atık üretiyor; bu haliyle raporun hazırlandığı 161 ülke içinde 12. sırada bulunuyor.
Eğer Türkiye aynı hızla atık üretmeye devam ederse 2025 yılında günde 135 bin 962 ton atık üretecek ve bu 161 ülke içerisinde en fazla atık üreten 8. sıra olarak değiştirecek.
2008 yılında küçük bir Baltık ülkesi olan Estonya’da filizlenen Let’s Do It! (Haydi Yapalım!) fikri ise bu kirliliğin önüne geçmek adına bugüne kadar toplam 100’den fazla ülkeye ve 9 milyon gönüllüye ulaştı.


15 Eylül’de ise dünya ile beraber aynı anda Türkiye’de de bir çok etkinlik düzenlenecek. Etkinlikler için yukarıdaki fotoğrafa göz atabilir, ya da buraya tıklayarak katılım yapabileceğiniz etkinliklerin listesini bulabilirsiniz. Ayrıca etkinliğin Facebook sayfasından güncel gönderileri takip edebilirsiniz.
Bunun haricinde siz de isterseniz elinize eldiveninizi giyip, plastik poşetlerinizi alarak dışarı çıkabilir bölgenizde bir temizlik hareketi başlatabilirsiniz. Hatta sokaktan geçen insanlardan yardım isteyebilir, bu hareketin çevrenizde daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşın
Etkinlik süresince temizlik yapanların aynı zamanda fotoğraflarını sosyal medya kanalları üzerinden paylaşılması da rica ediliyor. Bunun için #HaydiYapalım, #DünyaTemizlikGünü ya da #MisGibiTürkiye hashtaglerini kullanabilirsiniz.
Dünya Temizlik günü geniş bir katılım ile sadece çevremizi daha yaşanabilir hale getirmeyi değil; aynı zamanda dünyaya barış ve huzur mesajı da yaymayı hedefliyor.
Kaynak : www.yesilist.com

İBB geri dönüşüm projesinin fiyatlarını açıkladı: 43 kutu içecek atana vapur bedava

Vatandaşların geri dönüştürdükleri atık başına İstanbulkart’larına yüklenecek ücretler şöyle:
0,33 litrelik pet şişe: 2 kuruş
0,5 litrelik pet şişe: 3 kuruş
1 litrelik pet şişe: 6 kuruş
1,5 litrelik pet şişe: 9 kuruş
0,33 litrelik alüminyum içecek kutusu: 7 kuruş
0,5 litrelik alüminyum içecek kutusu: 9 kuruş
Bu fiyatlara göre ücreti ortalama 3 TL olan toplu taşıma araçlarına binmek için geri dönüşüm kutularına atılması gereken şişe ve kutu sayıları şöyle:
150 adet 0,33 litrelik pet şişe
100 adet 0,5 litrelik pet şişe
50 adet 1 litrelik pet şişe
34 adet 1,5 litrelik pet şişe
43 adet 0,33 litrelik alüminyum kutu
34 adet 0,5 litrelik alüminyum kutu
Kaynak : www.yesilist.com

11 Eylül 2018 Salı

Gerçek Hayat Hikayesi...

.........................
Dedesi,
Bağdat kadısı,
babası,
padişah tarafından atanan Heyet-i Ayan azası’ydı.
Çamlıca’da, uşaklı bahçıvanlı,
muhteşem bi köşkte yaşayan,
oturmasını kalkmasını,
ecnebi lisanları bilen,
yakışıklı bi delikanlıydı.
Yüksek tahsil için İskoçya’ ya gönderildi.
Ve, Londra’da bi partide gördü onu...
Güzeller güzeli İngiliz genç kadın,
şahane gülümsüyor,
etrafına ışık saçıyordu.
Vuruldu, âşık oldu.
Gözler her şeyi anlatır derler ya,
belli ki, hisleri karşılıksız değildi.
Zaten, zarif bi kaç kısa cümleden oluşan sohbet sırasında işareti almış,
genç kadının her gün Hyde Park’ta at gezintisi yaptığını öğrenmişti.
Sabahın köründe, soluğu Hyde Park’ta aldı.
Aaa ne tesadüf filan...
Birlikte at bindiler, yemek yediler,
muhabbeti ilerlettiler.
Rüya gibiydi.
Rüya gibiydi ama,
uyanması da vardı...
Tahsilini tamamlamıştı, yurda dönmesi gerekiyordu.
Kalsa, olmaz, bıraksa, hiç olmaz.
Pat diye, benimle evlenip
Türkiye’ye gelir misin dedi.
Genç kadın sevinç çığlığı attı,
coşkuyla boynuna atlayıverdi.
Sonra...
Az geri çekildi, oturdu, boynu büküldü,
hayatta en çok istediğim şey bu ama, maalesef imkânsız, Jack var dedi.
Jack de kim yahu?
Genç kadının ailesi tiyatrocuydu,
ordan oraya turneyle dolaşan
kumpanyaları vardı.
Babası ölünce, annesi
bi adamla Avustralya’ya kaçmış,
kızını anneannesine bırakmıştı.
Anneanne, n’aapsın, torununu acilen
başgöz etmiş, talihsizlik işte,
savaşa giden damat,
kimbilir nerde mıhlanmış,
geri dönmemiş, ardında,
henüz 16 yaşında hamile bi
dul bırakmıştı.
Jack, oğluydu.
Delikanlı dinledi, dinledi,
önce sıkı sıkı sarıldı, sonra,
hiç sorun değil, oğlumuzla gideriz dedi.
Orient Express...
Ver elini İstanbul.
Delikanlı hiç sorun değil demişti ama,
sorun büyüktü.
Esir şehrin insanlarıydı İstanbul...
Mustafa Kemal Bandırma’ya binerken, İngiliz gelinin, İngiliz işgalindeki kâbusu başlıyordu.
Dedim ya, işgal yıllarıydı,
herkes herkese şüpheyle bakıp,
memleketi satanları mimlerken...
Faytona binip, köşke geldiler.
Aman da efendim hoş gelmişiniz
sefalar getirmişiniz diye kucaklaşma beklenirken, bismillah,
nerden bulup getirdin bu gâvuru dedi, delikanlının ailesi!
Memleket İngiliz süngüsü altında
inim inim inlerken, İngiliz gelin olacak iş değildi yani.
Aşklarına sığınıp, göğüs gerdiler.
Sevdiği adam uğruna, kara çarşafa bile girdi İngiliz gelin, Müslüman oldu, Nadide adını aldı.
Kaderin cilvesi mi desek, ne desek...
Mustafa Kemal Bandırma’ya binerken İstanbul’a inen bu genç kadının
nüfus kâğıdına, doğum yeri olarak
Bandırma yazıldı...
Çünkü, nüfus memuru doğum yerinin
Londra olduğunu gördü,
Londra Mondra olmaz,
olsa olsa Bandırma’dır diye kaydetti!
Memleket kurtuldu, cumhuriyet kuruldu.
Hariciye’ye giren delikanlı, Lozan’da
İsmet İnönü’nün özel kalem müdürü oldu.
Şak, kanun çıktı, hariciyecilerin
eşi ecnebi olamaz...
İnönü, pek beğendiği delikanlıya kıyamadı, boşan, birlikte yaşa, mesleğine devam et dedi.
Delikanlı, bu teklifi hakaret olarak kabul etti.
Benim için ailesini, memleketini, dinini terk eden eşime bunu yapamam, mesleğimden vazgeçerim,
aşkımdan asla dedi.
Bastı istifayı, ıvır zıvır işler yaparak,
evini geçindirmeye çalıştı.
O zamanlar memur değilsen,
ayvayı yiyordun.
Ayvayı yedi.
Hayatları kaydı.
Önce eldeki avuçtaki bitti,
sonra gümüşler satıldı, ardından köşk gitti...
Dımdızlak kaldılar.
Kiraya çıktılar.
Tükene tükene, gecekonduya kadar düştüler.
Çocukları olmuştu.
Saracak bez yoktu.
Çarşafları yırttılar.
Bi eli yağda bi eli balda doğup büyüyen delikanlı, eşinin hiç sızlanmadan dimdik duruşunu gördükçe, yeniden yeniden âşık oluyordu ama, kahrından alkole dadanmıştı.
Çalışamaz hale geliyor, daha çok sefalete sürükleniyorlardı. Hayatlarında eksilmeyen tek kavram, mutluluktu.
Mutluydular.
İngiliz anne, adı gibi, hakikaten nadide’ydi...
O kör kuruşa muhtaç hallerinde bile, hastaneden atılmış iki çocuklu bi kadına evini açtı, sokakta dilenen bi nineye kendi yatağını verdi, aylarca baktı, yıkadı, pakladı, komşuların fısır fısır dedikodusuna aldırmadan,
kaçak olarak yaşayan, dara düşmüş
bi Fransız’ı sofrasına oturttu, çocuklarına kuru ekmeği paylaşmayı öğretti.
Bi gün...
İngiltere Elçiliği’nden görevliler geldi,
nasıl duydularsa duymuşlar,
çocuklarını al, İngiltere’ye dön,
eğitimlerini üstlenelim,
sosyal güvencen olsun dediler Nadide’ye...
Kapıdan kovdu!
Eşim Türk, çocuklarım Türk,
burada babalarının yanında yaşayacaklar, ben de onların yanında öleceğim, benim için hayatını feda eden eşimi, paraya değişmem dedi.
İki millet, iki devlet, iki din arasında
perişan olmuşlardı ama, aşkları sapasağlamdı.
Üstelik...
Cumhuriyet de sapasağlamdı.
O dönemin Cumhuriyet’i, şimdiki gibi sadece parası olanlara değil, gariban ailelerin çocuklarına da fırsat eşitliği sağlıyor, okumaya niyetleri varsa, okutuyor, üniversiteyse üniversite, konservatuvarsa konservatuvar, yeteneğin önünü açıyordu.
Delikanlı, delikanlı gibi yaşadı, öldü.
Nadide zatürreeden vefat etti,
hayatının en çetin günlerini yaşadığı İstanbul’da, kızının evinde...
En çok kızına güvenir, en çok küçük oğlunu severdi.
Bu koca yürekli kadının
küllerinden doğan kızı, YILDIZ...
Oğlu, MÜŞFİK KENTER’di.
Boşuna dememişler,
işini yapacaksan aşk’la yap diye...
Ve, merak ederim,
tiyatroda sahneye koymak
için abuk sabuk senaryolar
aranır hep niye ...?
YILMAZ ÖZDİL

3 Eylül 2018 Pazartesi

Orman banyosu nedir, nasıl yapılır?


Orman banyosu nedir, nasıl yapılır?

Doğayla iç içe olmanın bünyeye ne kadar iyi geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Yüzyıllardır ormandaki seslerin, ağaç kokusunun, dalların arasından süzülen güneş ışığının ve temiz havanın insanı ne kadar iyi hissettirdiği üzerine yazılıp çiziliyor. Doğadayken stres ve kaygı seviyemiz düşüyor, rahatlıyor ve daha net düşünmeye başlıyoruz. Moralimiz düzeliyor, kaybettiğimiz enerji, canlılık ve tazelik geri geliyor.
Peki kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğimiz bu his tam olarak nedir? 
Japonca’da shinrin-yoku diye bir terim bulunuyor. Shinrin orman, yoku ise banyo demek. Türkçe’ye orman banyosu olarak çevirebileceğimiz bu kavram, amaçsızca doğanın içinde bulunma, duyularımızla ormana bağlanma eylemini karşılıyor: Koşu, yürüyüş ya da egzersiz gibi sporlardan farklı olarak sadece doğanın içinde olmayı ve doğayı keşfetmeyi… Orman banyosu beş duyumuz ve orman arasında bir köprü görevi görerek doğa ile kopan bağımızı tekrar kurmamızı sağlıyor.
İnsanlık, tarih boyunca hiçbir zaman doğadan şu an olduğu kadar kopuk olmadı. 2050 yılında dünya nüfusunun %66’sının şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. ABD Çevre Koruma Kurumu’nun yaptığı bir araştırmaya göre Amerikalılar ortalama olarak hayatlarının %93’ünü kapalı alanlarda geçiriyor, çocuklar açık havada hapishane mahkumlarından daha az vakit harcıyor.
Şehirde yaşıyor olsanız bile doğa ile bağınızı yeniden kuracak aktiviteler yapabilirsiniz. İki saatlik bir orman banyosu teknolojiden uzaklaşıp dingin bir zihne kavuşma şansı sağlar. Yapılan onlarca araştırma orman banyosu yapmanın sağlık üzerinde ölçülebilir olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. 
Peki orman banyosu nasıl yapılır?
İlk olarak nereye gideceğinize karar verin. Bilgisayar, telefon, fotoğraf makinesi gibi elektronik aletlerin hiçbirini yanınıza almayın. Amaçsız ve yavaş bir yürüyüş için hiçbir alete ihtiyacınız yok. Rehberiniz telefonunuz değil bedeniniz olsun. Bırakın ne yöne gideceğinize duyularınız karar versin. Bir yöne gidesiniz gelmezse de sorun değil. Bulunduğunuz yerde kalın, oturun ya da toprağa uzanın. Beş duyunuzun her biriyle doğayı hissedin. Kuşların sesini dinleyin, yapraklara dokunun, farklı bitki türlerine bakın, çiçekleri koklayın, tertemiz orman havasını içinize çekin.
Doğa ile kopan bağınızı tekrar kurmayı öğrendikten sonra orman banyosunu her yerde yapabilirsiniz. Size çocukluğunuzu hatırlatan yazlık evin bahçesinde ya da şehirdeki bir parkta. Orman banyosunun belirli kural ve süreleri yoktur. Herkes doğa ile bağını güçlendirmek için farklı çözümler bulabilir. Ağaçların arasında amaçsızca oturabilir ya da yoga, meditasyon, resim, piknik gibi aktiviteler yapabilirsiniz. Yeterki her seferinde doğanın bir parçası olduğunuzu, ormanla aranızda sımsıkı bir bağ olduğunu hatırlayın.
https://www.yesilist.com/orman-banyosu-nedir-nasil-yapilir/

1 Eylül 2018 Cumartesi

Enerjimizi Yükseltmek İçin Yapılabilecekler Listesi


Enerjimizi yükseltmek çakralarımızın düzenli çalışmasını sağlamakla  mümkündür. Bedenimizde yedi adet ana çakra vardır. Bu çakraları yoga, meditasyon, reiki gibi disiplinlerle düzenli çalıştırmak mümkün. Bunun dışında da çakralara yönelik yapabileceklerimizi ve dolayısıyla da enerjimizi yükseltecekleri listelemek istedim.
KÖK ÇAKRA
1. Evini elma sirkeli suyla sil
2. Ağaca sarıl
3. Evinde işine yaramayan eşyaları dağıt
4. Çimenlere uzan
5. Ayağını sıkmayan ayakkabılar giy
6. Akşamları ayağını on dakika tuzlu suda beklet
7. Eğlenceli çoraplar giy
SAKRAL ÇAKRA
1. Her gün yüzüne gül suyu sür
2. İki adet büyük kırmızı mum al ve salonun sağ tarafına yerleştir
3. Kendine güzel bir elbise al
4. Kendine masaj yaptır
5. Romantik bir kitap oku
6. Berbere git kendine bakım yaptır
7. Yatak odanın sağ tarafına ikili hayvan objesi al (iki yunus, iki kuş, iki fil gibi)
SOLAR PLEKSUS
1. Her gün on beş dakika güneşlen. Güneş yoksa üstüne sarı bir şey giy ya da tak.
2. Sevdiğin eğlenceli bir film seyret
3. Her gün 75oo adım at
4. Dişini sol elle fırçala
5. Arkadaşlarını eve çağır ve neşeli sohbetler yapın sadece iyi ve güzel şeylerden konuşun
6. Sadaka ver
7. Eve taze çiçek al
KALP ÇAKRASI
1. Yeşil ya da pembe kalemle günlük tut
2. Aynanın karşısına geç ve kendine ‘’ seni seviyorum seni gerçekten çok seviyorum’’ de
3. Sevdiğin bir arkadaşına uzun uzun sarıl
4. Romantik bir film seyret
5. Sevdiğin bir arkadaşına hayatında olduğu için teşekkür et
6. Sokak hayvanlarına su ve yemek ver
7. Bir çocuğu sevindir
BOĞAZ ÇAKRASI
1. Deniz kenarında vakit geçir
2. Şimdiye kadar içinde kalan her şeyi yaz sonra o yazdıklarını yırt ve çöpe at
3. Şimdiye kadar kızgın olduğun kişilere olan öfkeni bir yastığı yumruklayarak içinden çıkart
4. Birkaç espri öğren ve arkadaşlarını güldür
5. Yapmak istemediğin şeylere hayır demeye başla
6. Şarkı söyle
7. Bitki çayları içmeye başla
ÜÇÜNCÜ GÖZ
1. Bilmece çöz
2. Kendine güzel bir hediye al
3. Aynanın karşısına geç ve kendine ‘’sen çok değerlisin’’ de
4. Yeni bir şey öğren
5. Seni aramasını istediğin birini gözlerini kapatarak üç dakika boyunca ona odaklanarak düşün
6. Evde defne yaprağı yak
7. Rüyalarını not etmeye başla
TEPE ÇAKRASI
1. Her gün en az üç şeye şükret
2. Parka gökyüzünü, kuşları, kedileri seyrederek vakit geçir
3. Pazar günü sadece sevdiğin şeyleri yap
4. Yemek yapıp arkadaşlarını yemeğe davet et
5. Tuzu, şekeri, gazlı içecekleri azalt
6. Güneşin doğuşunu ya da batışını minnettarlıkla izle
7. Yatak odana elektronik eşyaları sokma ve karanlıkta uyu
Şifa olsun,
Anette İnselberg
https://anetteinselberg.com/

15 Haziran 2018 Cuma

🌸 MUTLU BAYRAMLAR OLSUN 🍬



Dostluğu, sevgiyi ve geleceği… 

Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı… 

Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; 

birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz 

mübarek 
Ramazan Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.

18 Mayıs 2018 Cuma

60.000 RENKLİ BARDAKLA DEV ATATÜRK PORTRESİ





Gazi Mustafa Kemal Atɑtürk’ün 19 Mayıs 1919’dɑ Samsun’dɑn bɑşlattığı bağımsızlık hareketi, milletimizin azim ve kararlılığı ile birleşerek, tüm yurttɑ dalga dalga yayılmış ve milli mücadele sonucunda zaferle sonuçlanmıştır. İşgal güçleri karşısında verilen bu çetin çaba sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ilke ve devrimleriyle pekiştirilmiş ve Türk gençliğine armağan edilmiştir. Türk milleti olarak bu emanete sahip çıkmak hepimizin en yüce görevidir.

Bu yıl 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel, Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesindeki Fenerbahçe Çocuk ve Gençlik Kulübü ve Humanpix Topluluğu, birlikte dünyada eşi ve benzeri görülmemiş bir projeye imza attı. 60.000 adet renkli bardak ile 28 metreye 15 metre boyutlarında Atamız’ın portresinden oluşan muhteşem bir görsel oluşturuldu.

Atamız’ın Cumhuriyeti kurma yolunda attığı ilk adım olan 19 Mayıs 1919 bağımsızlık hareketi ruhunu bugünde yaşatmak için, Fenerbahçe Çocuk ve Gençlik Kulübü ve Humanpix Topluluğu’ndan oluşan gönüllüler, 60.000 adet farklı renklerde bardak ile, Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda Atamız’ın portresini oluşturmuştur. Tüm çalışmayı başından sonuna kadar takip eden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, son bardağı koyarak Atamız’ın portresini tamamlamıştır.

60.000 renkli bardakla Atamız’ın portesinden oluşan görselin bitiminde Fenerbahçe Çocuk ve Gençlik Kulübü ve Humanpix Topluluğu birlikte marşlar ve şarkılar söyleyerek 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı.








14 Mayıs 2018 Pazartesi

Kanser Hastalarına Umut Olan “Saçım Saçın Olsun” Projesi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Kanser Hastalarına Umut Olan “Saçım Saçın Olsun” Projesi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

HAZIRLAYAN :

Gözde Solak

Gözde Solak

4 yıl Eskişehir'in tozunu yuttuktan sonra İstanbul'a dönen Gözde, şu anda ListeList'te birçok farklı konuda içerik üretmekte.
 

Hayatın karşımıza ne çıkaracağını bilemeden yaşıyoruz. Kanser ise hayatın insanlara yaptığı kötü bir sürprizden ibaret. En önemli düşmanı ise moral…
Belki her gün haberlerde görüyoruz, belki çevremizde kanser teşhisi koyan sevdiklerimiz var, belki de kendimiz savaştık onunla, savaşıyoruz… Durum ne olursa olsun, çizginin hangi tarafında olursak olalım tek bir gerçek var; kanserle savaşmalıyız. Bu savaşta olanların ise her zaman yanında olarak güç vermeliyiz.
Onlar için en büyük moral kaynaklarından biri şüphesiz kaybettikleri saçlarının yerini doldurabilmek. Kanserin aldığı bir şeyi yerine koyabilmek… İşte bunun için Kanser Savaşçıları Derneği tarafından başlatılmış bir proje var. Saçım Saçın Olsun…
“Çünkü kanser yükü, ancak hepimiz taşın altına elimizi koyarsak hafifler.” -Kanser Savaşçıları Derneği

Kanser Savaşçıları Derneği, tanı ve tedavi sürecinde ihtiyaç duyulabilecek her türlü bilgiyi doğru ve bilimsel kaynaklardan araştıran, öğrenen ve paylaşan bir sivil inisiyatif

2015’de dernekleşen Kanser Savaşçıları, kanser hastalarına ve yakınlarına kanserle tanışma anından itibaren tedavi ve sonrasındaki süreçlerde karşılaşacakları sorunlara çözümler üretmeye çalışıyor

Birçok proje yürüten derneğin ses getiren projelerinden biri de Saçım Saçın Olsun

Projenin hikayesi ise 2 yıl önce öğretmen Esin Dönmez’in bir öğrencisine kanser tanısı konulmasıyla başladı

Minik öğrencisinin saçları kemoterapi tedavisi sebebiyle dökülmeye başlayınca Esin Dönmez, saçlarını kestirerek öğrencisine peruk yapılması için verdi

sac-1
Annesine de kanser tanısı koyulan öğretmen bu konuda daha duyarlı hale geldiğini hemen ne yapabilirim diye düşünmeye başladığını söylüyor.
Ardından birkaç kuaförle görüşüldü ve kuaför Servet Çevik ve Cenk Özcan seve seve yapabileceklerini söyledi
Son adım ise saçları peruğa dönüştürmekti ancak birçok perukçu bu projede yer almak istemedi. Son olarak Haydar Et projeye inandı ve yardım etmek istedi
sac-14
2 kuaför, 1 perukçu ve 1 saç bağışçısı ile başlanan ve 100 peruk hedefiyle yola çıkan projede şimdiye kadar tam 500 peruk hediye edildi
sac-7
Bağışçılar arasında birçok farklı insan olsa da en çok duygulandıranlar çocuk bağışçılar oluyor
sac-12
Zamanla gönüllü kuaför sayısı arttı ve farklı illerden neredeyse 60 kuaför bu projeye dahil oldu ancak isterseniz projeye dahil olmayan bir kuaförde de kestirebilirsiniz
sac-9
Saçınızı bağışlayabilmeniz için ise belli şartlar var…
-Öncelikle saçınızın temiz, kuru ve kargoda dağılmayacak şekilde bağlanmış olması,

-Fazla kimyasal işleme maruz kalmamış ve gür olması,

-30 cm’den uzun olması gerekiyor.

Bağışlanan saçlar peruk merkezinde birçok işlemden geçiyor. 

Özellikle hassas olan kanser hastaları için hijyen konusuna çok dikkat ediliyor


sac-10

Son olarak projeye Fi dizisi oyuncuları da çektikleri video ile destek oldu

Ayrıca influencer Duygu Özaslan da proje için saçlarını kestirdi ve bağışladı

Sürekli kanser hastaları için elimizden bir şey gelmediğini düşünürüz. Şimdi onların en çok ihtiyacı olan şey yani moral için yapabileceğimiz bir şey var!

Siz de hiç tanımadığınız bir kanser hastasına umut olmak istiyorsanız hem saçınızı bağışlayabilir hem de derneğe maddi yardımda bulunabilirsiniz…

sac-15
Saçım Saçın Olsun projesi hakkında detaylı bilgi için www.kansersavascileri.org sitesini ziyaret edebilirsiniz…
sac-16

13 Mayıs 2018 Pazar

💜 ANACIĞIMA ÖZEL....💜


💜 ANACIĞIMA ÖZEL....💜



Annedir yüreği fazla dayanamaz

Herkes bıksa benden annem bana doymaz
Öper besler beni uyutur kalbinde
Annem burda olsun
Bana bişey olmaz
Hergün bakar bana
Kusurumu görmez
Günler gece olsa
O ışığı sönmez
Ellerim büyüdü avuçlarında
Bi tek annem olsun bana bişey olmaz..




8 Mayıs 2018 Salı

Her kadının bilmesi gereken 8 kalp krizi sinyali!


Dünyada kadınların % 30’u kalp krizinden, yaklaşık yarısı da kalp damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Kadınların kalp krizinden ölüm oranı erkeklerden fazla. Bunun en önemli nedeni ise tipik kalp krizi belirtilerinin kadınlarda görülmemesi.

Kalp krizi genel olarak erkeklere özgü bir sorun olarak düşünülse de, 40 yaş üzeri kadınlarda ölüm sebepleri arasında ilk sırada. Üstelik kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranı erkeklere nazaran yaklaşık % 10-20 fazla. Bu durum, göğüs ağrısı gibi tipik kalp krizi belirtilerinin kadınların büyük çoğunluğunda görülmemesinden kaynaklanıyor.

Kalp krizi kadınlarda göğüs ağrısı yerine çoğunlukla farklı sinyaller veriyor. Nefes darlığı, mide bulantısı ve baygınlık hissi gibi yakınmaların kalp krizinden kaynaklandığı düşünülmediği için ya doktora başvurulmuyor ya da geç gidiliyor.

Acil tedavinin uygulanamaması sonucu da kalp krizi geçiren kadınlarda kalıcı hasar oluşma ve ölüm oranlarının artış gösterdiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, her kadın için yaşamsal önem taşıyan kalp krizi sinyallerine parmak bastı. İşte Dr. Karabulut'un ifadesiyle kadınlarda kalp krizini düşündüren belirtiler:
1. SIRT AĞRISI

Kalp krizinin değişmez belirtisi olan göğüs ağrısı kadınlarda kendisini farklı bölgelerde gösterebiliyor. Boyun ve çene ağrısı, sol kol ve sırt ağrısı ya da karın ağrısı, aşağıdaki belirtilerden birkaçına eşlik ediyorsa, kalp krizi akla gelmeli. Özellikle sırt ağrısı kadınlarda erkeklerden 3 kat fazla görülüyor. Ayrıca kadınlar tipik ağrı yerine göğüs ve sırtta sıkıntı hissi, düğümlenme hissi, ağırlık hissi, yanma hissi de yaşayabiliyor.

2. NEFES DARLIĞI

Aniden başlayan, bunaltı halinin eşlik ettiği ve yürütmeyen nefes darlığı özellikle risk grubundaki kadınlarda kalp krizine işaret edebiliyor. Daha önceleri var olan ve özellikle eforla tetiklenen nefes darlığında belirgin kötüleşme olması da kalp krizi belirtisi olabiliyor. Nefes darlığı vakaların çoğunluğunda ortaya çıktığı için görülme yüzdesi erkeklere oranla farklılık göstermiyor.

3.YORGUNLUK VE BİTKİNLİK

Yorgunluk ve bitkinlik hali kadınların sıkça tarif ettikleri, kalp krizine eşlik eden şikayetlerden birini oluşturuyor. Genellikle nefes darlığıyla birlikte görülüyor. Hasta dışarı çıkmaktan, hareket edip, iş yapmaktan kaçınır hale geliyor. Bu belirtiye kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla gözleniyor.

4. HAZIMSIZLIK VE BULANTI

Mide şikayetleri ile kalp hastalığı belirtileri sıkça karışıyor. Özellikle kalbin alt tarafını tutan krizler kendini hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve kusma şikayetleriyle gösterebiliyor. Araştırmalara göre; mide şikayetleri kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülüyor.

5. HALSİZLİK VE BAYGINLIK HİSSİ


Halsizlik ve baygınlık hissi, kalp krizlerinde sık gözlenen belirtilerden birini oluşturuyor. Özellikle kriz başlangıcında oluşan nabız ve tansiyon düşüklüğü; baş dönmesi ile baygınlığa yol açabiliyor.

6. SOĞUK TER DÖKMEK

Kalp krizinde soğuk terleme sıklıkla görülen belirtilerden. Genelde diğer bulgulara eşlik ediyor. Ani başlayan nefes darlığı ve yorgunluğa eşlik eden soğuk terlemeleri kalp krizinin habercisi olabiliyor. Terleme belirtisi kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla gözleniyor ve özellikle kalbin alt tarafını tutan krizlerde daha belirgin oluyor.

7. ÇARPINTI

Çarpıntı, kadınların sıklıkla yakındıkları şikayetlerden biri. Kalp krizinde gelişen çarpıntı genelde ani başlangıçlı oluyor. Diğer belirtiler de çoğunlukla çarpıntıyla birlikte gelişiyor. Çarpıntı şikayeti kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha fazla gelişiyor.

8. UYKUSUZLUK

Tek başına kalp krizi belirtisi olmasa da, kalp krizi geçiren kadınların çoğunluğunda son 1-2 ay içerisinde uykusuzluğun yaygın olduğu saptanmış. Uykusuzlukla birlikte kan basıncı ve kalp hızı artıyor, kalp üzerindeki yük artış gösteriyor. Özellikle sabahın ilk ışıklarına doğru olan sürede kalp krizi riski artıyor. Uykusuzluğa sıklıkla yorgunluk ve bitkinlik hali ile nefes darlığı eşlik ediyor
.
KAYNAK : https://www.ntv.com.tr/saglik/her-kadinin-bilmesi-gereken-8-kalp-krizi-sinyali,0dhMqlXxVEuHn3_Cpdbo7A

İşte kalp krizinin gelişimine ilişkin genel belirtiler:

Kalp krizi televizyon ya da filmlerde gördüğünüz gibi değildir: Biri aniden göğsünde korkunç bir ağrı hisseder, kalbini tutar ve yere yıkılır... Kalp krizi bazen bu işaretlerden hiçbirini vermeyebilir de. Birçok kalp krizi birdenbire ortaya çıkmasına rağmen birçoğu da yavaş, hafif ve ağrısız gelir. 

İşte kalp krizinin gelişimine ilişkin genel belirtiler: 

Göğüste ağrı: Çoğunlukla kalp krizinde göğüs kafesinin ortasında birkaç dakikadan uzun süren ağrı, baskı, sıkışma, huzursuzluk hissi olabilir. Ağrı genellikle dinlenmeyle geçer ve efor sırasında yine gelir. Ayrıca halsizlik, göğüste ağırlık, ölüm korkusu gibi belirtileri de olabilir. 

Terleme, bulantı: Bazen bu belirtiler de kalp krizinin tek işareti olabilir. Göğüste yanma hissi mide problemlerinden de olabilir, ama aynı zamanda bir kalp krizi belirtisinin de işaretidir. Daha önce kalp krizi geçirmiş olsanız bile belirtileriniz öncekine göre farklılık gösterebilir. Kadınlar erkeklere göre daha sessiz kalp krizi geçirirler. Bu, kalp krizini göğüste ağrı, yanma gibi klasik belirtilerin olmadığı anlamına gelir. Bunun yerine, soğuk terleme, bulantı, zor nefes alma vardır. 

Nefes darlığı: Güç nefes alma göğüs ağrısından önce ya da aynı anda başlayabilir. Buna karşın kalp krizi sırasında herhangi bir solunum şikayetiniz de olmayabilir. 

Diğer ağrılar: Ağrı üst vücutta da ortaya çıkabilir. Örneğin çene ve dişler, iki kol, boyun ya da karında olabilir. Bazen ağrı, sıkışma, huzursuzluk hissi göğüste başlar ve sonra sol kola, çene altına ve sırta vurur. 

Diyet ve egzersizin kan basıncı kontrolü için yetersiz kaldığı durumlarda bir veya daha fazla ilaç kullanılması gerekli olabilir. Tansiyon düşürücü ilaçların yaşam boyu düzenli olarak kullanılması gerektiği unutmayın. 

Sodyum, sofra tuzunun yanı sıra konservelerde, işlem görmüş veya hazır besinlerde yüksek miktarda bulunur ve kan basıncının yükselmesine sebep olur. Günlük tuz tüketiminizi bir silme tatlı kaşığı ile sınırlayın. 

Yemeklerinizi tuz yerine limon, soğan, sarımsak, taze bitkiler ve baharatlarla lezzetlendirin. 

Doymuş yağlar ve kolesterolün fazla miktarda tüketimi, koroner kalp hastalıkları ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle tam yağlı süt ve süt ürünleri ile yağlı etlerin tüketiminden kaçının. 

Fazla kilolarınızdan kurtulun. 

Düzenli egzersiz yapın. 

Stresinizi kontrol altına alın. 

Sigarayı bırakın 

Kadınlar ayrıca ani bayılmalar ve ani uyku bozukluklarına dikkat etmeliler. Yine diyabetikler sessiz kalp kirizi geçiren gruptadır. Çünkü sinirleri hasara uğradığı için göğüs ağrısı ve baskı hissini hissetmezler. 

YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ? 

BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE 

YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR. 

BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR? 

PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN. 

ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN. 

HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. 

ERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR. 

ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR. 

KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR. 

BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.

KAYNAK : https://www.haberler.com/yalnizken-kalp-krizi-gecirenler-ne-yapmali-5129470-haberi/

Popüler Yayınlar