SAĞLIKLI YAŞIYORUZ... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAĞLIKLI YAŞIYORUZ... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2018 Pazartesi

🍀 Ev yapımı bulaşık makinesi deterjanı 🍀

345435(2)
Dolaptan çıkarıp sofranıza koyduğunuz tabağa “Temiz,” deyip geçmeyin. Defalarca makinede ya da elde yıkadığımız tabaklarımızı her ne kadar durulasak da, yapılan araştırmalara göre, kullanılmaya hazır olan her yemek kabında 0,199 – 0,663 mg./lt. aralığında deterjan saptanmış.
Fosfatsurfaktanlar , sodyumlauril sülfat gibi sağlığınıza tehdit oluşturacak maddeler içeren hazır deterjanları kullanmak yerine, evinizde aşağıda önerdiğimiz malzemelerle kendi karışımınızı hazırlayabilirsiniz. 
İşte malzemeler:
1 su bardağı limon tuzu
1 su bardağı çamaşır sodası – yıkama sodası – sodyum karbonat
Çeyrek su bardağı kadar sodyum bikarbonat (kabartma tozu da olabilir)
Çeyrek su bardağı kadar tuz
Bu malzemelerin hepsini hava almayan bir kapta tutun. Yıkama için iki yemek kaşığı kadar karışım yeterli olacaktır. Eğer bulaşıklarınızda grileşme oluyorsa karışıma sirke de ekleyebilirsiniz.
Kaynak: http://www.ecoquestturkey.com/default.asp?rsm=121815000000
Kaynakhttps://www.yesilist.com/bulasik-makinesi-deterjaninizi-kendiniz-yapin/



🍀 Ev yapımı çamaşır makinesi deterjanı 🍀


Market raflarındaki konvansiyonel çamaşır deterjanlarında etikette yazan ve yazmayan onlarca zararlı kimyasal bulunur. Bu kimyasalların önemli bir kısmı temizlik gücünü artırmak için değil renk, doku, görünüm ve koku gibi kozmetik tüketici beklentilerini karşılamak için eklenir. 

Malzemeler:
1 bardak rendelenmiş sabun (doğal zeytinyağı sabunu ya da içeriğini bildiğiniz, parfümsüz bitkisel bir sabun)
1 bardak çamaşır sodası (sodyum karbonat)
1/2 bardak boraks (isteğe bağlı)*
15 damla esansiyel yağ (isteğe bağlı)**



Hazırlanışı:
Sabun ve toz halindeki diğer malzemeleri iyice karıştırın (çamaşır sodasına çıplak elle dokunmayın ve metal kap kullanmayın).
Esansiyel yağı ekleyip tekrar karıştırın.
Deterjanınızı kapalı bir kapta muhafaza edebilirsiniz. Makinenizin deterjan gözüne konvansiyonel deterjan kadar koyarak kullanabilirsiniz.
*Boraks deterjana beyazlatıcı özelliği ve kokusu için eklenir. Yüksek dozda boraksa maruz kalan kişilerin üreme sorunlarına maruz kalma riski bulunmaktadır. Deterjanınızı isteğe göre borakslı ya da borakssız olarak yapabilirsiniz.
**Esansiyel yağlardan kokusunu beğendiğiniz herhangi birini ekleyebilir, dilerseniz yağsız deterjan da yapabilirsiniz.
KAYNAK : https://www.yesilist.com/ev-yapimi-camasir-deterjani/



8 Mayıs 2018 Salı

SİZ TİTİZ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜRKEN EVDEKİ KİRLİ 5 EŞYA



SİZ TİTİZ OLDUĞUNUZU 
DÜŞÜNÜRKEN EVDEKİ KİRLİ 5 EŞYA 

Mikroplar düşünebileceğimiz her yerdedirler. Fakat kimi yerde az, kimi yerde fazladırlar. Evimizi her gün düzenli ve detaylı bir şekilde temizlememize rağmen, bazı noktalarda bizim görmediğimiz gizli mikrop noktaları bulunabilmektedir. İşte epey şaşıracağınız, evinizin en kirli eşyaları. 

BULAŞIK SÜNGERİ 
Siz titiz olduğunuzu düşünürken evdeki kirli 5 eşya

Belki de her gün kullanıp hiç farkına varmadığımız bir eşya bulaşık süngeri. Çünkü insan psikolojisi olarak temizlik için kullandığımız bir şeyin kirlenmeyeceğini düşünüyoruz. Fakat bulaşık süngeri, üzerindeki mikrop miktarıyla mutfağın da mikroplu bir hal almasına sebebiyet veriyor. Farklı bulaşık bezlerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bir bulaşık süngerindeki tehditler; %32 MRSA virüsü, %60 gribal enfeksiyon virüsü gibi farklı durumlar ile ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden bulaşık süngerleri düzenli olarak değiştirilmelidir. 

ÇAMAŞIR MAKİNESİ 
Siz titiz olduğunuzu düşünürken evdeki kirli 5 eşya

'Haydaaa!' dediğinizi duyar gibiyiz. Ama size çok ilginç bir bilgi verelim. Hepimiz mikropların yıkanma esnasında öldüğünü zannederiz; fakat olay tam tersidir. Mikroplar genellikle kurutma esnasında ölmektedirler. Yani çamaşır makinenizdeki çamaşırlarınızı alırken ellerinizi yıkamamanız; onlara daha da mikrop bulaştırmanız ve aynı zamanda ellerinize mikrop bulaştırmanız anlamına geliyor. 


MUTFAK LAVABOSU 
Siz titiz olduğunuzu düşünürken evdeki kirli 5 eşya

Evet doğru duydunuz, mutfak lavabosu! Bulaşıkları yıkadığınız ve sürekli olarak kimyasal döktüğünüz için buranın temiz olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Fakat durum tam olarak öyle değil. Size şöyle söyleyelim; tuvalette santimetrede 100 mikrop, mutfak lavabonuzda ise 100.000 mikrop bulunuyor. Çünkü lavabo boruları yemekler ile birlikte mikropların artması için tam anlamıyla bir zemin hazırlar. Bu yüzden sadece bulaşık yıkayarak mutfak lavabosu temizlemekten ziyade, özellikle mutfak lavabosu temizliği yapmanız mikropları azaltacaktır. 

SIVI SABUN KOYACAĞI 
Siz titiz olduğunuzu düşünürken evdeki kirli 5 eşya

Öncelikli olarak sıvı sabunun ne iş yaradığına bakalım. Sıvı sabun bir temizlik ürünüdür yani mikropları öldürmez; sadece toplanmalarını engeller. Birçok kişi her sıvı sabunun mikropları tamamen öldürdüğüne inanır. Elleri kirli olan birçok misafiriniz sıvı sabun kabına dokunur ve sıvı sabun kabı bir süre sonra mikrop yuvası haline gelir. Bu da düzenli olarak sıvı sabun kaplarının temizlenmesi gerektiği anlamına gelir. Bu yüzden sıvı sabun kabını mutlaka düzenli olarak temizlemelisiniz. 


BANYO HAVLUSU 

Siz titiz olduğunuzu düşünürken evdeki kirli 5 eşya

Banyodaki mikrop tehdidi, neredeyse mutfaktakiyle aynı. Banyonuzdaki havlularınızı misafirlerinizle paylaşmanız aynı zamanda mikroplarınızı da paylaşmanız anlamına gelmektedir. Peki banyo havlusundaki mikroplardan nasıl korunacaksınız? Cevap çok basit, ellerinizi düzenli ve etkili bir şekilde yıkamanız gerekiyor. Fakat daha etkili bir yöntem ise kişiye özel havlu kullanmanızdır.

Yazının tamamı: www.hurriyetaile.com

YABANİ PİRİNÇ NEDİR? NASIL TÜKETİLİR?


Yabani pirinç nedir? Nasıl tüketilir?

YABANİ PİRİNÇ NEDİR? NASIL TÜKETİLİR?

Son yıllarda chia tohumu, amaranth, kinoa gibi popüler ithal tahılların bir diğeri de Latince ismi ‘Zizania Aquatica’ olan yabani/siyah pirinç. Bu lif kaynağı pirincin kökeni Kuzey Amerika’ ya uzanıyor. 





BEYAZ PİRİNÇTEN 30 KAT DAHA FAZLA ANTİOKSİDAN KAPASİTESİ VAR 


İçeriğindeki yüksek fenolik bileşenler ve antioksidan içeriği sayesinde fonksiyonel besinler arasında yer alıyor. Yapılan çalışmalar yabani pirincin, beyaz pirinçten 30 kat daha fazla antioksidan kapasitesi bulunduğunu gösteriyor.  Fonksiyonel besinler yaşlanma karşıtı etkisinin yanı sıra kanser, koroner arter hastalığı, diyabet gibi kronik hastalıklardan korunmak için oldukça önemlidir. Tam tahıldan zengindir, bu sayede LDL kolesterolün düşürülmesine yardımcı olur. Demir, selenyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, manganez gibi mineraller ve B6 vitamininden zengindir. Beyaz pirince göre 2 kat daha fazla demir içerir. Demir eksikliği yaşayan kişilerin beslenmesinde yer verilebilir. 



KABIZ PROBLEMİ OLANLAR MUTLAKA TÜKETMELİ 


Beyaz ve esmer pirince göre posa içeriği oldukça fazladır. Bu sayede kabızlık problemi yaşayanlar ve insülin direnci/ diyabet hastaları için oldukça iyi bir alternatiftir. En çok yararı sağlamak için Diğer pirinç türlerinde olduğu gibi iyice yıkayıp mutlaka 10-12 saat ıslatılmalı ve ıslatma suyunun 4-6 kez değiştirilmesi gerekir. Düdüklü tencerede 20-30 dakika pişirmek yabani pirincin içerisindeki antioksidan ve fenolik bileşenlerin kaybını azaltmaz için en ideal pişirme yöntemidir. Salata, sebze yemeklerine ekleyerek tüketebilirsiniz. 

YABANİ PİRİNÇLE YAPILAN ANTİOKSİDAN SALATA TARİFİ 






Malzemeler 
Roka 
Maydanoz 
Dereotu 
6-7 kiraz domates 
1 avuç ceviz 
1 küçük kırmızı soğan 
5 çorba kaşığı pişmiş yabani pirinç 

Sos için 
Zeytin yağı 
Balzamik Sirke
POSADAN KISITLI DİYETLERDE ÖNERİLMEZ!  

Özellikle bazı sindirim sistemi hastalıklarında mide- barsak hareketletlerini artıracak posalı yiyeceklerin kısa/ uzun süre diyetten çıkarılması gerekebiliyor. Peptik ülser, Chron hastaları, bazı böbrek ve karaciğer hastalarının tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır.  

Yazının tamamı: www.hurriyetaile.com

Her kadının bilmesi gereken 8 kalp krizi sinyali!


Dünyada kadınların % 30’u kalp krizinden, yaklaşık yarısı da kalp damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Kadınların kalp krizinden ölüm oranı erkeklerden fazla. Bunun en önemli nedeni ise tipik kalp krizi belirtilerinin kadınlarda görülmemesi.

Kalp krizi genel olarak erkeklere özgü bir sorun olarak düşünülse de, 40 yaş üzeri kadınlarda ölüm sebepleri arasında ilk sırada. Üstelik kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranı erkeklere nazaran yaklaşık % 10-20 fazla. Bu durum, göğüs ağrısı gibi tipik kalp krizi belirtilerinin kadınların büyük çoğunluğunda görülmemesinden kaynaklanıyor.

Kalp krizi kadınlarda göğüs ağrısı yerine çoğunlukla farklı sinyaller veriyor. Nefes darlığı, mide bulantısı ve baygınlık hissi gibi yakınmaların kalp krizinden kaynaklandığı düşünülmediği için ya doktora başvurulmuyor ya da geç gidiliyor.

Acil tedavinin uygulanamaması sonucu da kalp krizi geçiren kadınlarda kalıcı hasar oluşma ve ölüm oranlarının artış gösterdiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, her kadın için yaşamsal önem taşıyan kalp krizi sinyallerine parmak bastı. İşte Dr. Karabulut'un ifadesiyle kadınlarda kalp krizini düşündüren belirtiler:
1. SIRT AĞRISI

Kalp krizinin değişmez belirtisi olan göğüs ağrısı kadınlarda kendisini farklı bölgelerde gösterebiliyor. Boyun ve çene ağrısı, sol kol ve sırt ağrısı ya da karın ağrısı, aşağıdaki belirtilerden birkaçına eşlik ediyorsa, kalp krizi akla gelmeli. Özellikle sırt ağrısı kadınlarda erkeklerden 3 kat fazla görülüyor. Ayrıca kadınlar tipik ağrı yerine göğüs ve sırtta sıkıntı hissi, düğümlenme hissi, ağırlık hissi, yanma hissi de yaşayabiliyor.

2. NEFES DARLIĞI

Aniden başlayan, bunaltı halinin eşlik ettiği ve yürütmeyen nefes darlığı özellikle risk grubundaki kadınlarda kalp krizine işaret edebiliyor. Daha önceleri var olan ve özellikle eforla tetiklenen nefes darlığında belirgin kötüleşme olması da kalp krizi belirtisi olabiliyor. Nefes darlığı vakaların çoğunluğunda ortaya çıktığı için görülme yüzdesi erkeklere oranla farklılık göstermiyor.

3.YORGUNLUK VE BİTKİNLİK

Yorgunluk ve bitkinlik hali kadınların sıkça tarif ettikleri, kalp krizine eşlik eden şikayetlerden birini oluşturuyor. Genellikle nefes darlığıyla birlikte görülüyor. Hasta dışarı çıkmaktan, hareket edip, iş yapmaktan kaçınır hale geliyor. Bu belirtiye kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla gözleniyor.

4. HAZIMSIZLIK VE BULANTI

Mide şikayetleri ile kalp hastalığı belirtileri sıkça karışıyor. Özellikle kalbin alt tarafını tutan krizler kendini hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve kusma şikayetleriyle gösterebiliyor. Araştırmalara göre; mide şikayetleri kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülüyor.

5. HALSİZLİK VE BAYGINLIK HİSSİ


Halsizlik ve baygınlık hissi, kalp krizlerinde sık gözlenen belirtilerden birini oluşturuyor. Özellikle kriz başlangıcında oluşan nabız ve tansiyon düşüklüğü; baş dönmesi ile baygınlığa yol açabiliyor.

6. SOĞUK TER DÖKMEK

Kalp krizinde soğuk terleme sıklıkla görülen belirtilerden. Genelde diğer bulgulara eşlik ediyor. Ani başlayan nefes darlığı ve yorgunluğa eşlik eden soğuk terlemeleri kalp krizinin habercisi olabiliyor. Terleme belirtisi kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla gözleniyor ve özellikle kalbin alt tarafını tutan krizlerde daha belirgin oluyor.

7. ÇARPINTI

Çarpıntı, kadınların sıklıkla yakındıkları şikayetlerden biri. Kalp krizinde gelişen çarpıntı genelde ani başlangıçlı oluyor. Diğer belirtiler de çoğunlukla çarpıntıyla birlikte gelişiyor. Çarpıntı şikayeti kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha fazla gelişiyor.

8. UYKUSUZLUK

Tek başına kalp krizi belirtisi olmasa da, kalp krizi geçiren kadınların çoğunluğunda son 1-2 ay içerisinde uykusuzluğun yaygın olduğu saptanmış. Uykusuzlukla birlikte kan basıncı ve kalp hızı artıyor, kalp üzerindeki yük artış gösteriyor. Özellikle sabahın ilk ışıklarına doğru olan sürede kalp krizi riski artıyor. Uykusuzluğa sıklıkla yorgunluk ve bitkinlik hali ile nefes darlığı eşlik ediyor
.
KAYNAK : https://www.ntv.com.tr/saglik/her-kadinin-bilmesi-gereken-8-kalp-krizi-sinyali,0dhMqlXxVEuHn3_Cpdbo7A

İşte kalp krizinin gelişimine ilişkin genel belirtiler:

Kalp krizi televizyon ya da filmlerde gördüğünüz gibi değildir: Biri aniden göğsünde korkunç bir ağrı hisseder, kalbini tutar ve yere yıkılır... Kalp krizi bazen bu işaretlerden hiçbirini vermeyebilir de. Birçok kalp krizi birdenbire ortaya çıkmasına rağmen birçoğu da yavaş, hafif ve ağrısız gelir. 

İşte kalp krizinin gelişimine ilişkin genel belirtiler: 

Göğüste ağrı: Çoğunlukla kalp krizinde göğüs kafesinin ortasında birkaç dakikadan uzun süren ağrı, baskı, sıkışma, huzursuzluk hissi olabilir. Ağrı genellikle dinlenmeyle geçer ve efor sırasında yine gelir. Ayrıca halsizlik, göğüste ağırlık, ölüm korkusu gibi belirtileri de olabilir. 

Terleme, bulantı: Bazen bu belirtiler de kalp krizinin tek işareti olabilir. Göğüste yanma hissi mide problemlerinden de olabilir, ama aynı zamanda bir kalp krizi belirtisinin de işaretidir. Daha önce kalp krizi geçirmiş olsanız bile belirtileriniz öncekine göre farklılık gösterebilir. Kadınlar erkeklere göre daha sessiz kalp krizi geçirirler. Bu, kalp krizini göğüste ağrı, yanma gibi klasik belirtilerin olmadığı anlamına gelir. Bunun yerine, soğuk terleme, bulantı, zor nefes alma vardır. 

Nefes darlığı: Güç nefes alma göğüs ağrısından önce ya da aynı anda başlayabilir. Buna karşın kalp krizi sırasında herhangi bir solunum şikayetiniz de olmayabilir. 

Diğer ağrılar: Ağrı üst vücutta da ortaya çıkabilir. Örneğin çene ve dişler, iki kol, boyun ya da karında olabilir. Bazen ağrı, sıkışma, huzursuzluk hissi göğüste başlar ve sonra sol kola, çene altına ve sırta vurur. 

Diyet ve egzersizin kan basıncı kontrolü için yetersiz kaldığı durumlarda bir veya daha fazla ilaç kullanılması gerekli olabilir. Tansiyon düşürücü ilaçların yaşam boyu düzenli olarak kullanılması gerektiği unutmayın. 

Sodyum, sofra tuzunun yanı sıra konservelerde, işlem görmüş veya hazır besinlerde yüksek miktarda bulunur ve kan basıncının yükselmesine sebep olur. Günlük tuz tüketiminizi bir silme tatlı kaşığı ile sınırlayın. 

Yemeklerinizi tuz yerine limon, soğan, sarımsak, taze bitkiler ve baharatlarla lezzetlendirin. 

Doymuş yağlar ve kolesterolün fazla miktarda tüketimi, koroner kalp hastalıkları ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle tam yağlı süt ve süt ürünleri ile yağlı etlerin tüketiminden kaçının. 

Fazla kilolarınızdan kurtulun. 

Düzenli egzersiz yapın. 

Stresinizi kontrol altına alın. 

Sigarayı bırakın 

Kadınlar ayrıca ani bayılmalar ve ani uyku bozukluklarına dikkat etmeliler. Yine diyabetikler sessiz kalp kirizi geçiren gruptadır. Çünkü sinirleri hasara uğradığı için göğüs ağrısı ve baskı hissini hissetmezler. 

YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ? 

BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE 

YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR. 

BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR? 

PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN. 

ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN. 

HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. 

ERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR. 

ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR. 

KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR. 

BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.

KAYNAK : https://www.haberler.com/yalnizken-kalp-krizi-gecirenler-ne-yapmali-5129470-haberi/

Kriz Anında Kalbe Hayat Veren 6 Adım

Ülkemizde her yıl yaklaşık 100 bin kişi kalp krizi sebebi ile hayatını kaybediyor. Kalp krizi esnasında atılan doğru adımlar ise hastaya zaman kazandırarak, kalbin yeniden sağlıkla atmasını sağlayabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nihat Özer, kalp krizi anında yapılması gereken hayat kurtarıcı önlemleri anlattı. 

Kalp krizi baskı ve yanma hissi ile gelir

Kalp krizi, halk arasında damarlarda kireçlenme olarak bilinen “ateroskleroz” adlı hastalığın sonucunda daralmış damarın pıhtıyla tam tıkanması sonucu oluşur. Göğüste hemen orta hatta baskı ve yanma başlamaktadır. Genellikle hastalar bunu “üzerime ağır bir şey oturdu” şeklinde ifade ederler. Bu ağrı ve yanma zamanla boyun, alt çene, sırt ve sol kola yayılmaktadır. Beraberinde terleme ve bulantı da olabilmektedir.

Kalp krizinde bu adımlar çok önemli

  • Telefonla mutlaka 112 acili aranmalı veya yakınlara haber vermelidir.
  • Bulunulan yerin kapısı veya penceresi aralanarak ortamdaki oksijen artırılmalıdır. Bu, yardıma gelecek kişilerin hastayı bulmasını da kolaylaştırır.
  • Aspirin bir bardak su ile içilmelidir. Bunun dışında kesinlikle bir şey yenilip içilmemelidir.
  • Kriz esnasında kalp damarındaki akım bozuktur ve ölümcül ritimler oluşabilir. Kuvvetli öksürük geçici olarak kan akımını artırır ve ritmi normalde tutabilir.
  • Soğuk ya da sıcak suyun altına kesinlikle girilmemelidir. Özellikle soğuk kalp damarlarını büzer ve durumu daha kötüleştirebilir.
  • Oturarak ya da yatarak yardımın gelmesi beklenmelidir. Ayakta beklemek kriz anında ani ritim ve tansiyon değişikliklerinden dolayı düşmelere kısacası travmatik kazalara yol açabilir. Bu da kalp krizi ile ilgili yapılacak tedavilerin, özellikle başa alınan darbe nedeniyle yapılmasına engel olabilir.

Bilinçsiz müdahale kalbi tehlikeye atar

Sağlık deneyimi olmayan kişilerin, kalp krizi geçiren bir kişiye müdahale etmesi ya da kendi ya da başka hastaların kalp ilaçlarını vermesi uygun değildir. Eğer bir kişi kalp krizi geçiriyorsa en doğru davranış hemen ambulansı aramak ve hastanın koroner anjiyografi yapılabilen tam donanımlı bir hastaneye ulaştırılmasını sağlamaktır. Ambulansı beklerken, kalp krizi geçiren kişi uygun bir yere yatırılmalı ve hava alması kolaylaştırılmalıdır. Hasta soluk, terli ve hızlı nefes almaktaysa tansiyonu düşmüş olabilir. Bu durumda ayakları kalp seviyesinin üzerine kaldırarak kalbe daha çok kan akışının olması sağlanmalıdır. Hasta kusuyorsa, soluk borusuna kaçmaması için kafası yan tarafa çevrilmelidir. Üzerindeki sıkı kıyafetler gevşetilerek vücut dolaşımı rahatlatılmalıdır.

Kalp krizi cinsiyet ayrımı yapmıyor

Kalp krizinin genellikle erkeklerde daha sık görüldüğü bilinse de, kadınların da sigara içme, diyabet, menopoza girme gibi faktörleriyle risk oranları neredeyse artık eşitlenmiş durumdadır. Kalp damar hastalığı teşhisi konmuş, tedavi görmüş ya da ailesinde kalp hastalığı hikayesi olan, sigara içen, şeker-yüksek kolesterol ve tansiyon gibi hastalıkları olan kişiler mutlaka düzenli bir şekilde sağlık kontrollerini yaptırmalıdır.

Bilinçsiz spor aktiviteleri ve çabuk kilo verme telaşı kalbinizi yorar

Risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzının da düzeltilmesi kalp sağlığını için önemlidir. Yaşam tarzını düzeltmek için en başta günlük yürüyüşlerle hareket ve metabolik olarak kontrollü beslenme hayatın bir parçası olmalıdır. Bu doğru davranışları uygularken de mutlaka doktor tarafından kontrol sağlanmalıdır. Çünkü kontrolsüz yapılan spor aktiviteleri ya da bilinçsiz yapılan diyetler, riski olan veya daha önceden hastalığı olan kişiler için kalp krizi riski doğurabilmektedir. Kondisyonsuz spor faaliyetleri, çabuk kilo verme, ani metabolik değişiklikler, akut enfeksiyonlar, ani ısı değişiklikleri, ciddi stresler gibi vücuttaki birçok ani değişikliğin kalp krizlerine yol açabileceği unutulmamalıdır.

Yalnızken Kalp Krizi Geçirenler Ne Yapmalı?


YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ? 

BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE 

YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR. 

BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR? 

PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN. 

ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN. 

HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. 

DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR. 

ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR. 

KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR. 

BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.

11 Nisan 2018 Çarşamba

🌼Beyaz Saçlarla Kısa Sürede Vedalaşmanızı Sağlayacak İki Malzemeli Doğal Karışım 👍

detox-foods











İlerleyen yaş, çevresel ve genetik faktörler sebebiyle beyazlayan saçlar özellikle kadınlar için zaman zaman büyük bir endişeye dönüşebiliyor. Beyaz saçlarından kurtulmak isteyenlerse çözümü evde saçlarını hazır boyalarla boyamakta ya da kuaför koltuklarında aramakta bulabiliyor.
Peki size beyaz saçlarınızdan kurtulmanın ve onları boyamanın çok daha doğal bir yolu olduğunu söylesek?
Üstelik evde uygulamak da çok basit.

Saç sağlığına faydaları say say bitmeyen iki basit malzeme

Saçtaki beyazlardan kurtulmak ve onları doğal olarak boyamak için ihtiyacınız olan sadece iki basit malzeme aslında: Ceviz kabuğu ve ceviz yaprağı.

Bu iki doğal malzemenin saça faydaları ise say say bitmiyor. Doğal saç boyası olmalarının yanı sıra saç beyazlamasına bitkisel çözüm olarak kullanılıyorlar. Saç dökülmesini önleyip saça ipeksi bir görünüm ve parlaklık kazandırıyorlar.
Daha da detaylandırmak gerekirse kan damarlarını genişleterek kan dolaşımını hızlandırdığı bilinen ceviz, kanla beslenen saç köklerini güçlendirerek dökülmelere karşı koruyor. Ceviz kabuğu ise saça koyu kahverengi bir renk verirken saçların parlaklığını artırma özelliğine sahip. Bu yüzden yıllardır insanlar cevizi doğal bir saç boyası olarak kullanıyorlar.

Beyaz saçlardan kurtaran iki malzemeli doğal saç boyası tarifi

hair.inzbook











Malzemeler:


  • 3 çorba kaşığı ceviz kabuğu
  • 6 adet ceviz yaprağı

  • Nasıl Yapılır?


  • Ceviz yapraklarını 2 su bardağı kadar suya atın ve 20 dakika kaynatın.
  • Kaynadıktan sonra 20 dakika kadar demlenmeye bırakın.
  • Bu sırada ceviz kabuklarını iyice ezerek blenderdan geçirin ve püre kıvamına getirin.
  • Ardından demlenen karışıma ceviz kabuklarını da atın ve karıştırın.
  • Son aşamada hazırladığınız karışımı bir şişeye koyarak iyice çalkalayın.


  • myilifestyle




















    Nasıl Kullanılır?

    Önce bu işin sabır isteyen bir süreç olduğundan bahsetmek gerek. Tek seferde saçlarınızdaki beyazlarla vedalaşmayı beklemeyin.
    İkinci önemli nokta ise bu karışımı sadece koyu renk doğal saç rengine sahip kişilerin uygulaması gerektiği. Zira cevizli bu karışımla boyadıktan sonra saçınızın renk tonu kahverengi ya da bir kaç ton daha açığı olacaktır.
    Peki hazırladığınız karışımı nasıl ve ne sıklıkla uygulamalısınız?
    Saçınızdaki beyazların yoğunluğu çoksa bu karışımı her gün bir çay bardağını geçmeyecek şekilde uygulamanızda bir sakınca yok. Karışımı bir pamuk yardımıyla özellikle saç diplerine yedirin ve bir saat bekletip durulayın. Saçlar koyulaşmaya başladığında ise haftada bir ya da iki defa uygulamaya başlayabilirsiniz.
    Bu arada bu karışımı uygularken eldiven giymeyi ve yüzünüzü korumayı unutmayın. Çünkü dediğimiz gibi ceviz çok etkili bir renklendirici. 
    Saçlarınızın koyulaştığını ve beyaz saçların kaybolduğunu bir hafta içinde hemen fark edeceksiniz.
    Son ve önemli bir not: Cevizli bu karışımın bilinen herhangi bir zararı yok. Ancak hassas bir cilde ve alerjik bir bünyeye sahipseniz önce mutlaka doktorunuza danışmanızı öneririz.
    Kaynak: https://yemek.com/beyaz-saclardan-kurtaran-karisim/
    Kaynak: http://www.mavikadin.com/ceviz-kabugu-ve-ceviz-yapragi-ile-sac-boyama-tarifleri

    4 Nisan 2018 Çarşamba

    🔊 GÖBEK ERİTEN 16 SÜPER ÖNERİ! 👍


    “Sağlıklı ve mutlu yaşamak; göbek, kalça ve basen yağlarınızdan kurtulmak için besleyici olan yiyecekleri seçin” diyen Dr. Fevzi Özgönül, göbek eriten öneriler sundu. 
    Düzenli ve gündüz ağırlıklı beslenin. Aralarda bir şey yemeyin ve atıştırmayın. Unutmayın, siz göbek kalça ve basen yağlarından kurtulmak istiyorsunuz ve tüm çabanız bunun gerçekleşmesi için. Bu güne kadar en kolay yolu seçtiniz ve aç kaldınız fakat bir işe yaramadı. Şimdi doğru olan yolu seçin.

    1.Sabah kahvaltıdan sonra öğlen yemeğine kadar hiçbir katı madde yemiyoruz. 

    2. Sıvı olan içecekler makul miktarda serbest.  
    3. Daha çok suyu tercih ediyoruz fakat arada şeker ve tatlandırıcı katkısı olmayan çay ve kahve gibi içecekler 1-2 adet olabilir. 
    4. Çok çay kahve içmek zorundaysanız 1-2 yudum alın ve tamamını bitirmeyin aralarında su için. 
    5. Soda seviyorsanız yemekten en az 2 saat sonra içmelisiniz.
    6. Öğlen yemeğinde hem etli bir yemek hem de sebze yemeğini beraber yiyin. 

    7. Öğlen yemeğinde çorba içiyorsanız yemeğin en sonunda içmeyi tercih edin böylece sindirim kolaylaşır. 
    8. Öğlen ekmek, makarna ve pilav yemeyin.  
    9. Çok nadir bir kebap yerken 1 kaşık pilav yemek veya bir dönerin yanında 1-2 lokma pide yemek sorun olmaz. Fakat abartmayın, her gün yemeyin. 
    10. Dolma veya sarma gibi bir yemek yiyorsanız, 2-3 adet yiyip sadece bu yemekle doymayın. Diğer yemeklerin yanında 1 tane dolma veya 2-3 sarma yiyin fakat her gün yapmayın.
    11. Yemek az geldiyse ekmek ile doymaya kalkmayın, yanında yoğurt ve badem fındık ve ceviz de yiyin. 

    12. Yemek az geldi yanınızda hiç bir şey yoksa bile ekmek tercih etmeyin, 3-4 saat sonra yeniden yemek yiyin. 
    13. Nadiren pizza, pide gibi yiyecekler yemek zorundaysanız bol malzemeli olanını seçin ve orta kısmını yemeye gayret edin. 15 günde bir yiyecekseniz de yiyin ve unutun gitsin.  
    14. Yemek esnasında susarsanız su içmeye de özen gösterin. Yemekte sakın meyve suyu veya asitli bir içecek tercih etmeyin. Su ayran veya yoğurt süt gibi içecekler olabilir. 
    15. Öğlen yemeğinde sofradan kalkmadan meyve isteğiniz varsa meyve de yiyebilirsiniz fakat sadece 1 avuç kadar olsun. 
    16. Sofradan kalktıktan sonra bir sonraki öğüne kadar asla katı bir yiyecek yemeyin ki sindirim sisteminiz resetlenmesin.





    www.hurriyetaile.com

    Popüler Yayınlar